eşşeğin boku etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
eşşeğin boku etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
10 Ağustos 2008 Pazar
olur biter
fish'in bilokunda okuduğum gibi; her şey her zaman olacağına varıyorsa benim bunca çabam niye?
yayında ve yapımda emeği geçenler
ağlamıyorum,
ağzı bozuk aşk mektubu,
eşşeğin boku
9 Ağustos 2008 Cumartesi
çirkin kadın yoktur az votka vardır.
ben dün demiştim G.'ye. bir kadının bakım yapması o'nun sıfatlarını derecelendirir demiştim. çirkin bi kadın bakım yaptıktan sonra bir anda güzel olmaz sadece daha az çirkin olur demiştim. niye dediğim her şey çıkıyor?
ben bi depresyona giriyim, gelmiycem.
ben bi depresyona giriyim, gelmiycem.
yayında ve yapımda emeği geçenler
eşşeğin boku,
sakinim sakinsin sakin
tıkadın bütün yollarımı.
bak mesela bengü denen hanım altı yıllık sevgilisinden geçtiğimiz aylarda ayrılmış.. şimdi yeni sevgilisi varmış. ceyda düvenci ismail hacıoğlu'yla üç senelik beraberliğine nokta koyduktan sonra birini bulmuş, bir buçuk aydır beraberlermiş, 13 ağustosta evleniyorlarmış. ya bu üç sene altı sene filan az bir süre mi? ben kendimi düşünüyorum.. bi adama altı senemi vereceğim, ondan ayrılıcam hemen yenisini bulucam. mümkünsüz. nasıl buluyor anacım bu insanlar böyle hemen? derdim o değil.. nasıl unutuyor insanlar bu kadar çabuk?
o değil de bi gün olur da şuan olmak istediğim yerde olamazsam..
ya bi yazar olmuşumdur.
ya bi yerlerde şarkı söylemeye çalışıyorumdur.
ya doğu'ya gitmişimdir.
ya bi kanalda magazin bilmemneliği yapıyorumdur.
ya da ölmüşümdür.
ben en iyisi bugünlük gezegendeki son gemiye binip gidiyim..
o değil de bi gün olur da şuan olmak istediğim yerde olamazsam..
ya bi yazar olmuşumdur.
ya bi yerlerde şarkı söylemeye çalışıyorumdur.
ya doğu'ya gitmişimdir.
ya bi kanalda magazin bilmemneliği yapıyorumdur.
ya da ölmüşümdür.
ben en iyisi bugünlük gezegendeki son gemiye binip gidiyim..
yayında ve yapımda emeği geçenler
bütün kadınların kafası karışıktır,
eften püften,
eşşeğin boku,
kendime yeni bir ben lazım
5 Ağustos 2008 Salı
vasi
bi insan bu kadar teknoloci özürlüsü olursa böyle olur tabi. boş yere 24 saatten fazladır bekliyorum, en önemli şeyi yapmamışım.. nasıl yapılacağını da bilmiyorum.
bence isviçrenin bazı kantonlarındaki ve ingilteredeki kanun hazırlıkları gibi hazırlanmalı internet sayfaları. en gerizekalı insanın bile okuduğunda anlaması lazım. bu hikayedeki en gerizekalı benim. evet.
**
bak burdan vasiyet ediyorum, annemlere söylesem ''ne o biz seni her özlediğimizde kalkıp ankara'ya mı gidecez?'' diyecekler biliyorum, ankara karşıyaka mezarlığı'na gömün beni.
**
- ya kaybettim sanırım o kağıdı ben.
- aferin aferin. kendini ne zaman kaybedeceksin acaba çok merak ediyorum.
- işte yeniden başladık.
- başlarız tabi.. yarın bi gün insanlar sana kendilerini, çoluklarını çocuklarını, işlerini ne biliyim nüfus cüzdanlarını, önemli evraklarını filan emanet edecekler. onları da mı kaybedeceksin?
- anne o kağıdın üstünde sadece ilaç ismi yazıyordu. sen de ben de biliyoruz ilacın adını. niye panik yaptın ki bu kadar?
- oldu. nüfus cüzdanını kaybettiğinde de adama dersin artık, kaybettim olsun yenisini çıkartırız zaten üstündeki her şeyi biliyordunuz diye.
- ayh. tamam anne. evet anne. haklısın anne. benden avukat olmaz. müvekkilerimin hayatını karartırım. o yüzden akademisyen oliyim ben.
- yine geldik oraya ya. banka avukatı ol?
- sendika avukatı olayım?
- git kağıdı bul git yürü.
^^
- soljenitsin ölmüş.
- o kim?
- bilmiyor musun?
- hayır.
- hukukta birinci sınıfı bitirdin ya.
^^
- koskoca kız oldun hala bunları mı izliyorsun?
- yaşla ne alakası var ki?
- hukuk fakültesi öğrencisi de bunları izlerse..
- bunlar dediğin tom ve jerry be.
- sonuçta çizgi film.
^^
- ha, hasu, benan var.
- benan kim?
- o da bi arkadaşımız.
- ne okuyor?
- hukuk
- tamam kal o zaman.
al çarp yere ya..
**
ya bu ışık denen hatırla sevgili sakini işkence gördükten sonra bile güzel kalabiliyor ya daha bir şey demiyorum..
**
rica ediyorum benle konuşurken samimi olun bak.. öyle soğuk soğuk yazacaksanız, konuşacaksınız hiç yazmayın konuşmayın daha iyi. karaciğerden midir nedir pek bi asabi alıngan ve paranoyak oldum. etenşın.
**
karaciğer cephesinde de yeni gelişmeler var.. hadi hayırlısı.
**
why so serious? geliyorum bebeeğeem.
bence isviçrenin bazı kantonlarındaki ve ingilteredeki kanun hazırlıkları gibi hazırlanmalı internet sayfaları. en gerizekalı insanın bile okuduğunda anlaması lazım. bu hikayedeki en gerizekalı benim. evet.
**
bak burdan vasiyet ediyorum, annemlere söylesem ''ne o biz seni her özlediğimizde kalkıp ankara'ya mı gidecez?'' diyecekler biliyorum, ankara karşıyaka mezarlığı'na gömün beni.
**
- ya kaybettim sanırım o kağıdı ben.
- aferin aferin. kendini ne zaman kaybedeceksin acaba çok merak ediyorum.
- işte yeniden başladık.
- başlarız tabi.. yarın bi gün insanlar sana kendilerini, çoluklarını çocuklarını, işlerini ne biliyim nüfus cüzdanlarını, önemli evraklarını filan emanet edecekler. onları da mı kaybedeceksin?
- anne o kağıdın üstünde sadece ilaç ismi yazıyordu. sen de ben de biliyoruz ilacın adını. niye panik yaptın ki bu kadar?
- oldu. nüfus cüzdanını kaybettiğinde de adama dersin artık, kaybettim olsun yenisini çıkartırız zaten üstündeki her şeyi biliyordunuz diye.
- ayh. tamam anne. evet anne. haklısın anne. benden avukat olmaz. müvekkilerimin hayatını karartırım. o yüzden akademisyen oliyim ben.
- yine geldik oraya ya. banka avukatı ol?
- sendika avukatı olayım?
- git kağıdı bul git yürü.
^^
- soljenitsin ölmüş.
- o kim?
- bilmiyor musun?
- hayır.
- hukukta birinci sınıfı bitirdin ya.
^^
- koskoca kız oldun hala bunları mı izliyorsun?
- yaşla ne alakası var ki?
- hukuk fakültesi öğrencisi de bunları izlerse..
- bunlar dediğin tom ve jerry be.
- sonuçta çizgi film.
^^
- ha, hasu, benan var.
- benan kim?
- o da bi arkadaşımız.
- ne okuyor?
- hukuk
- tamam kal o zaman.
al çarp yere ya..
**
ya bu ışık denen hatırla sevgili sakini işkence gördükten sonra bile güzel kalabiliyor ya daha bir şey demiyorum..
**
rica ediyorum benle konuşurken samimi olun bak.. öyle soğuk soğuk yazacaksanız, konuşacaksınız hiç yazmayın konuşmayın daha iyi. karaciğerden midir nedir pek bi asabi alıngan ve paranoyak oldum. etenşın.
**
karaciğer cephesinde de yeni gelişmeler var.. hadi hayırlısı.
**
why so serious? geliyorum bebeeğeem.
yayında ve yapımda emeği geçenler
beyaz perdenin şükrettiren gölgesi,
bütün terazi burcu erkekleri dengesizdir,
eşşeğin boku,
her şeyin başı sağlık
4 Ağustos 2008 Pazartesi
merak trafiki
sayfaya bu traffic şeysini ekledim ama amacım esasen bu değildi.. özümde taşıdığım saçma şeyleri merak etme potansiyelimden mütevellit eloise vera'dan görüp bi de guuugıl analytics çıkardım başıma. yeminlen tüm derdim kim bu biloğa neyi ararken niye gelmiş bunu bilmek.
yoksa hayat çogüzel di mi bilok?
hıı. salak.
yoksa hayat çogüzel di mi bilok?
hıı. salak.
yayında ve yapımda emeği geçenler
eften püften,
eşşeğin boku
oh.ço.
rüyamda bile domates görüyorum, şa-ha-ne. pilates'e başliycam. hodri meydan. '' sözlerin sarmaz bedenimi.. gözlerinse çok uzaklarda.. '' evlerde dantel kullanılmasın artık ya.. çokötü. ben bugün sabah temizlik yaptım. senin gibi pileylistin.. where did you sleep last night'tan sonra '' hatta unut sen dün gece nerdeydin kimle seviştin'' çalınır mı canım? ayıp. ayıbın yolu kayıp. o değil de bi ayda ölen bebek sayısı 42 olmuş. günlerdir yanıyoruz ya. her sene aynı şey. of. sıkılıyorum. sıkılıyorum. bulantım geçmiyor. bu birol namoğlu, gerçek olamayacak kadar mükemmel bir insan. onu da gördüm rüyamda. ''gerçeğin olmadığı, hayallerimiz eriyor..'' şimdi dedim, demin. ''keşke kıskansa'' dedim hasu hanım'a. ah dedim sonra. björk konserini beğenmemiş kimse. ah keşkem masstival'e gidebilseydim. ohh, başbuğ da genelkurmay başkanı olmuş. annemleri hatırlıyorum da büyükanıt geldiğinde ne çok sevinmişlerdi. ilk başta şöyle bikaç kez sesini yükseltmişti, sonra bak noldu.. hayırlı uğurlu olsun canım nato'dan tescilli bi büyüğümüz daha oldu. bence zaten önce allah'a sonra orduya en son da seda sayan'a güvenmeliyiz ayol kız bacım. oh. çoşükür. şu yaprak dökümü necla'sına da ayrıca uyuz oluyorum. sanki küçük kafası varmış gibi bi de saçını kabartmıyor mu gökdelen gibi. peh. aslında süper iş ha. sabah kalk, okula git. yemek ye. kütüphaneye git. ders çalış. ders çalış. ders çalış. orada azıcık uyukla. kütüphaneden çık. yurda git. uyu. uyu. uyu. kalk. otbüse bin. otbüsten in. yemek ye. vapura bin. en güzeli bu işte. karşıya geç. biraz dolan dur. sonra işe git. ilk başlarda alışmakta zorlanırsın ama sonra get used to. akşamdan sabaha kadar sevdiğin şarkıları dinle. bir yandan insanlara içki hazırla. ya da başkasının hazırladığı içkiyi, çerezi, yemeği servis et. biraz dikkatli ol. çokça da hızlı. tabi bu şartlarda yurtta kalınmaz. eve çık. işten eve git. mümkünse güvenli yollar bul bunun için. güvenli diye bir şey yok. kendini korumayı öğren. alış bunlara. para kazan. hem çalış hem oku hem de evin olsun. eve git. uyu. uyu. uyu. sabah kalk okula git. bu böyle geçsin. oha. çok beğendim.
yayında ve yapımda emeği geçenler
eften püften,
eşşeğin boku,
fişlenmiş şarkılar
2 Ağustos 2008 Cumartesi
quando? tonight! where? our house!


şöyle ki, okan bayülgen'in girebileceği en iyi formdur bu form. gözlüksüz hali tabi ki. zira güneş gözlüğü dünya'nın en gereksiz şeyleri listesinde başı çekebilir. neyse, yakın vadede okan beyden yeni bir program dışında saçını sakalını biraz daha uzatmasını istiyoruz.
**
sıfır ile dokuz arasındaki (dokuz dahil) her rakam bir sayısıdır ; lakin her sayı bir rakam değildir. tutup 47 için rakam demeyin. ilkokula geri dönmeyelim yoksa ''okuduğumuzu anladık mı?''lara, ahmet buhan psikopatına ve zihinden problemler zırvalarına da dönmek zorunda kalırız ki bu da '80 darbesinin ülke içinde yarattığı ''50 yıl geriye gitme'' durumunu sil baştan yaşatır mazallah. kulağını çek, tahtaya vur.
**
lisede hangi alanı seçmiş olursak olalım biliyoruz ki ''yunus balığı'' diye bir şey yok. neden? çünkü bu sevimli yaratıklar balık değil, memeli. evet. bir açıköğretim biyoloji dersinde daha görüşmek dileğiyle, esenlikle..
**
'' rock on broadway '' e gitmek istiyorum.. geçen sene de rock müzikalleri'ne gitmek istemiştim ama gidememiştim malesef. bu sene de gidemeyeceğim kuvvetle muhtemel fransızca yüzünden. 14 ağustos'taki kursa gitmesem, cuma cumartesi pazar istanbul'da kalsam, pazartesi akşam binsem, salı sabah burda olsam, uyusam, öğleden sonra da kursa gitsem.. konser fonu parası tüm bunları karşılayamaz tabi. otbüs bileti parası var bi de bunun. ayrıca saat 9'da harbiye'de başlayacak konserden nasıl dönmeyi düşünüyorsun canım? diye de sormak istiyorum kendime. gerçi ben geceyarısı travis konserinden beşiktaş'a tek gidip, o iğrenç yokuşu ve salak dolamaçları geçip mario'nun prensesin şatosuna gidişi gibi gitmiştim eve ama o süre zarfında yaşadığım yusuf yusufu hatırlayıp kendimi gaza getirmemeliyim. doğan duru, pamela ve fadik atasoy üçlüsünü düşündükçe gaza geliyorum tekrar ama üçün birini alacağım yine artık. kısmet tabi.
ben gidemiyorum sen git, al;
**
ağlarken ve kusarken (bile) de güzel olabilen kadınlara acayip imreniyorum bilok!
**
- özleye özleye kavuştuk birbirimize..
**
antep burması denen bir şey var insanda ne aşk acısı, ne adet sancısı, ne kist, ne karaciğer ne özlem, ne dert, ne bir şey bırakıyor.. allah'ım mucizevi bir lezzet. inanılmaz bir tad. yemeden ölünmemesi gereken bir şey. kesinlikle.
**
15 ağustos'ta harbiye'de duman çıkıyormuş, 75 yetale lan fiyatlar. şaka gibi. hey yavrum hey, 15 yetale vermeyi çok bulup gitmediğimiz günleri de bilirim ben.. şimdi istanbul'da 35 yetale'den aşağı çıkmıyor duman da 75 yetale de çok be canım. valla verilmez. ben travis'e verdim o parayı. üstüne mor ve ötesi ve sakin izledim. bi de bisürü adam gördüm üstüne bonus. ohoo..
**
sabah çok alakasız bir yerde artık bulmaktan ümidimi kestiğim yüzüğümü buldum. derken üstüne bi de şahane bir şarkı buldum klasörde. hemen paylaşıyorum;
I'll light the fire, while you place the flowers In the vase that you bought today. Staring at the fire for hours and hours, While I listen to you play your love songs All night long for me, only for me. Our house, is a very, very, very fine house. With two cats in the yard, Life used to be so hard, Now everything is easy 'cause of you. Come to me now, and rest your head for just five minutes, Everything is done. Such a cozy room, the windows are illuminated By the evening sunshine through them, Fiery gems for you, only for you. Our house, is a very, very, very fine house. With two cats in the yard, Life used to be so hard, Now everything is easy 'cause of you.
çogüzel şarkı ya. sözlere bak. sabahtan beri ninni niyetine dinliyorum.
**
saba tümer ayşe arman'a röportaj vermiş. al oku. benim şahsen bütün fikirlerim değişti. ne diyeceğimi bilemedim.
**
biri bana great expectations filmini alsın.
**
blonde redhead'e saygı gecesi düzenliycem.
**
iki süper şarkıyı birleştirmek sureyitlen hayatımı özetliyorum;
- quando?
- tonight!
**
an itibariyle bir kez daha anlamış bulunuyorum ki 5 dakkada değişir bütün işler..
yayında ve yapımda emeği geçenler
beyaz perdenin şükrettiren gölgesi,
bütün terazi burcu erkekleri dengesizdir,
eşşeğin boku,
kaybolursam şarkı söyle,
le G.,
sonsuzluk ve bir gün
25 Temmuz 2008 Cuma
sWh
- özleeedin mi beeni?
- dürüst mü olayım?
- eşşeğin boku ol. özledin bence.
- özlemedim tabi ki.
- ben özledim ama.
- ben de özlemiş olabilirim o zaman.
burayı hiç okumayacağını bildiğim için bu kadar rahat söyleyebiliyorum.. söylesem dalga geçersin çünkü. özünde gıcık olan, iyiliğinden önce gıcıklığını gördüğün insanlar olur ya önyargıdan gözlerin körleşir anlamazsın hiçbir zaman aslında en iyi omuz olabileceğini. işte öylesin. ama bunu sana hiçbir zaman söylemeyeceğim çünkü dalga geçersin. inanmazsın. bi yere gittiğimizde ''herzamankinden'' dediğimizde içimizde gizliden uyanan o huzuru kavga ettiğimiz her dakika hissediyoruz mesela biz. sana bunu da hiç söylemeyeceğim çünkü anlamazsın. ben sana küfrederim, sen bana benden nefret ettiğini söylersin anlaşırız biz.
böyle de güzel bence.. ama söylemek lazım arada özledim, gittim, geldim, seviyorum evet, iyi bi insansın, şirin, agu cugu filan. bi de nasıl olsa okumuyorsun, iyi ki varsın diyim dedim.
**
o değil de tırsıyorum cidden.. hadi pismi...
- dürüst mü olayım?
- eşşeğin boku ol. özledin bence.
- özlemedim tabi ki.
- ben özledim ama.
- ben de özlemiş olabilirim o zaman.
burayı hiç okumayacağını bildiğim için bu kadar rahat söyleyebiliyorum.. söylesem dalga geçersin çünkü. özünde gıcık olan, iyiliğinden önce gıcıklığını gördüğün insanlar olur ya önyargıdan gözlerin körleşir anlamazsın hiçbir zaman aslında en iyi omuz olabileceğini. işte öylesin. ama bunu sana hiçbir zaman söylemeyeceğim çünkü dalga geçersin. inanmazsın. bi yere gittiğimizde ''herzamankinden'' dediğimizde içimizde gizliden uyanan o huzuru kavga ettiğimiz her dakika hissediyoruz mesela biz. sana bunu da hiç söylemeyeceğim çünkü anlamazsın. ben sana küfrederim, sen bana benden nefret ettiğini söylersin anlaşırız biz.
böyle de güzel bence.. ama söylemek lazım arada özledim, gittim, geldim, seviyorum evet, iyi bi insansın, şirin, agu cugu filan. bi de nasıl olsa okumuyorsun, iyi ki varsın diyim dedim.
**
o değil de tırsıyorum cidden.. hadi pismi...
yayında ve yapımda emeği geçenler
eşşeğin boku,
semih cumhuriyeti
19 Haziran 2008 Perşembe
ahaha. gogol var ya. bildin mi? hıh. o'nun bi kitabı var bir delinin hatıraları deyu, orada bi köpek var. adı fideL. ahahaha. çoeğlendim.
^^
demincek sözlükte şeederken ''bir hediye olarak yarabandı'' başlığına takıldı gözüm. çomantıklı.
- nedir bu?
- içinde yaramın kabuğu var!
- yaranın kabuğu mu?
- düşündüm ki fotoğraf vermekten iyidir. fotoğrafa bakar bakar alışırsın. ama yara öyle değildir; etimden bir parçadır. ne zaman baksan acırsın.
- insan sevdigine yarasini verir mi ?
öyle işte. oh. çoşükür.
^^
- işte bizim de hebele'yle 1 yıl olucak 2 temmuzda.
- ne hoş.
- ben de kız kulesinde yer ayırttım.
- hıı.
- akşam sandalla kız kulesine gideceğiz. orada yemek yiyip dans edeceğiz bol bol.
- pek ala, pek.
- yalnız kıyafet şartı varmış. şortlu filan almıyorlarmış. spor ayakkabı giymek yasakmış. ceket giyeceğim ben.
- evet, anlıyorum.
kız kulesi, sandal, yemek, dans, şık kostümler ve yıl dönümü. en tesadüfen yalnızsın'ı da o yıldönümünün 2 temmuz oluşu. hayat güzel ya. sandallar filan..
^^
saçlarım çok sikindirik bi hal almış olabilir.
^^
bi kedi alıp adını mırnık, bi köpek alıp adını fideL koyucam. onlar birbirini yesin dursun. fideL bok yesin bi de.
^^
uzun zamandır haber alamadığım ama haber almak istediğim birinden bugün haber aldım. gel gör ki hala haber almak istediklerim listesinde birinci sırada yer alan zat-ı mongoldan haber alabilemedim. çok da fi-fi. -köpek alıp bi adını fideL göbek adını da fi fi mi koysam acep?-
^^
istanbul'da buranın o lanet olası kalabalığını ve trafiğini gözardı edebileceğim, ağdeğtaaağ bir turist gibi salak salak etrafı izleyebileceğim ve etrafımda olanlardan mutlu olabileceğim birkaç hafta geçirmek istiyorum. ya da böylee elimde çay -kattiyetle kave değil- elmalı bir şeylerle bir çimene yayılmak ama kene kapmamak istiyorum. bi de bir deniz. hangisi gelirse gelsin.. ya da o zahmet etmesin, ben gideyim.
gidelim buralardan, dayanamıyoruum!
^^
bir geceliğine de olsa o rüyamda gördüğüm parkta bütün gece gözlerimi hiç kırpmadan, nefesimi hiç vermeden o çocukla yan yana durmak istiyorum. sadece durmak. yan yana. sanırım o park, ankara'da olabilir.
^^
yeniden kitap okumak istiyorum.
^^
en cartından bir kırmızı ruj oje ve topuklu ayakkabı alsam, kullanmam - sürmem ve giymem ki. ama belki mutlu olurum.
^^
neyi kimi nereyi özlediğimi bilmeden umarsızca özlüyorum bir şeyleri. ben adam gibi şeyleri özlemeyi unutuyorum ve bu bana çok dokunuyor!
^^
çikolata bile kar etmiyor! ketçaplı cips kilo ve sivilce yapıyor!
^^
sanırım kendime biraz bakmalıyım. hele hazır beni bu halimle kabul etmeye hazır gibi görünen en azından o izlenimi yaratan biri varken. eşşeğin boku.
^^
anayasa olsa da çalışsak.
^^
bugün anayasacıların odasına gittim. göt kadar. sen o kadar oku sana versinler tavuğun bile yumurtlayamayacağı kadar bi alan. olsun. ben bi oluyum, tuvalette bilem çalışırım. -höh-
^^
her ne kadar kaşındırsa da kendi domatesimi kendim üretmek istiyorum. neredeyse akbile harcağım paranın iki üç katını domatese harcıyorum. yerim.
^^
sağımda solumda önümde arkamda hiçbir şey olmadan dünyayı dolaşmak istiyorum.
^^
ben çok sıkıldım. mumculeyi alıp uyuycam.
^^
demincek sözlükte şeederken ''bir hediye olarak yarabandı'' başlığına takıldı gözüm. çomantıklı.
- nedir bu?
- içinde yaramın kabuğu var!
- yaranın kabuğu mu?
- düşündüm ki fotoğraf vermekten iyidir. fotoğrafa bakar bakar alışırsın. ama yara öyle değildir; etimden bir parçadır. ne zaman baksan acırsın.
- insan sevdigine yarasini verir mi ?
öyle işte. oh. çoşükür.
^^
- işte bizim de hebele'yle 1 yıl olucak 2 temmuzda.
- ne hoş.
- ben de kız kulesinde yer ayırttım.
- hıı.
- akşam sandalla kız kulesine gideceğiz. orada yemek yiyip dans edeceğiz bol bol.
- pek ala, pek.
- yalnız kıyafet şartı varmış. şortlu filan almıyorlarmış. spor ayakkabı giymek yasakmış. ceket giyeceğim ben.
- evet, anlıyorum.
kız kulesi, sandal, yemek, dans, şık kostümler ve yıl dönümü. en tesadüfen yalnızsın'ı da o yıldönümünün 2 temmuz oluşu. hayat güzel ya. sandallar filan..
^^
saçlarım çok sikindirik bi hal almış olabilir.
^^
bi kedi alıp adını mırnık, bi köpek alıp adını fideL koyucam. onlar birbirini yesin dursun. fideL bok yesin bi de.
^^
uzun zamandır haber alamadığım ama haber almak istediğim birinden bugün haber aldım. gel gör ki hala haber almak istediklerim listesinde birinci sırada yer alan zat-ı mongoldan haber alabilemedim. çok da fi-fi. -köpek alıp bi adını fideL göbek adını da fi fi mi koysam acep?-
^^
istanbul'da buranın o lanet olası kalabalığını ve trafiğini gözardı edebileceğim, ağdeğtaaağ bir turist gibi salak salak etrafı izleyebileceğim ve etrafımda olanlardan mutlu olabileceğim birkaç hafta geçirmek istiyorum. ya da böylee elimde çay -kattiyetle kave değil- elmalı bir şeylerle bir çimene yayılmak ama kene kapmamak istiyorum. bi de bir deniz. hangisi gelirse gelsin.. ya da o zahmet etmesin, ben gideyim.
gidelim buralardan, dayanamıyoruum!
^^
bir geceliğine de olsa o rüyamda gördüğüm parkta bütün gece gözlerimi hiç kırpmadan, nefesimi hiç vermeden o çocukla yan yana durmak istiyorum. sadece durmak. yan yana. sanırım o park, ankara'da olabilir.
^^
yeniden kitap okumak istiyorum.
^^
en cartından bir kırmızı ruj oje ve topuklu ayakkabı alsam, kullanmam - sürmem ve giymem ki. ama belki mutlu olurum.
^^
neyi kimi nereyi özlediğimi bilmeden umarsızca özlüyorum bir şeyleri. ben adam gibi şeyleri özlemeyi unutuyorum ve bu bana çok dokunuyor!
^^
çikolata bile kar etmiyor! ketçaplı cips kilo ve sivilce yapıyor!
^^
sanırım kendime biraz bakmalıyım. hele hazır beni bu halimle kabul etmeye hazır gibi görünen en azından o izlenimi yaratan biri varken. eşşeğin boku.
^^
anayasa olsa da çalışsak.
^^
bugün anayasacıların odasına gittim. göt kadar. sen o kadar oku sana versinler tavuğun bile yumurtlayamayacağı kadar bi alan. olsun. ben bi oluyum, tuvalette bilem çalışırım. -höh-
^^
her ne kadar kaşındırsa da kendi domatesimi kendim üretmek istiyorum. neredeyse akbile harcağım paranın iki üç katını domatese harcıyorum. yerim.
^^
sağımda solumda önümde arkamda hiçbir şey olmadan dünyayı dolaşmak istiyorum.
^^
ben çok sıkıldım. mumculeyi alıp uyuycam.
yayında ve yapımda emeği geçenler
bir yaraya kabuk olmak,
eşşeğin boku,
fideL
18 Haziran 2008 Çarşamba
depressed.
an itibariyle depresyona girmeye karar verdim. veeeerdiiiim. veee girdim!
yayında ve yapımda emeği geçenler
eşşeğin boku
7 Haziran 2008 Cumartesi
kendime not
bi ara, kendimi gerçekten ''güç''lü hissettiğimde bi ara ;
- 31 temmuz 2005
- 2 temmuz 2006
- 29 haziran 2007
- 6 haziran 2008
*
- bi şeyin imkansız olduğunu bilirsen de engel olamazsın ya..
- ben bir kadının gözlerinde sevilmenin ne olduğunu gördüm.
*
- yüzün bende kalacak, anılar fotoğraflarda solamayacak.
- doğmamış çocuklara isimler.
*
- 68 sergisi!
- 31 temmuz 2005
- 2 temmuz 2006
- 29 haziran 2007
- 6 haziran 2008
*
- bi şeyin imkansız olduğunu bilirsen de engel olamazsın ya..
- ben bir kadının gözlerinde sevilmenin ne olduğunu gördüm.
*
- yüzün bende kalacak, anılar fotoğraflarda solamayacak.
- doğmamış çocuklara isimler.
*
- 68 sergisi!
yayında ve yapımda emeği geçenler
eşşeğin boku
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)