bi insan bu kadar teknoloci özürlüsü olursa böyle olur tabi. boş yere 24 saatten fazladır bekliyorum, en önemli şeyi yapmamışım.. nasıl yapılacağını da bilmiyorum.
bence isviçrenin bazı kantonlarındaki ve ingilteredeki kanun hazırlıkları gibi hazırlanmalı internet sayfaları. en gerizekalı insanın bile okuduğunda anlaması lazım. bu hikayedeki en gerizekalı benim. evet.
**
bak burdan vasiyet ediyorum, annemlere söylesem ''ne o biz seni her özlediğimizde kalkıp ankara'ya mı gidecez?'' diyecekler biliyorum, ankara karşıyaka mezarlığı'na gömün beni.
**
- ya kaybettim sanırım o kağıdı ben.
- aferin aferin. kendini ne zaman kaybedeceksin acaba çok merak ediyorum.
- işte yeniden başladık.
- başlarız tabi.. yarın bi gün insanlar sana kendilerini, çoluklarını çocuklarını, işlerini ne biliyim nüfus cüzdanlarını, önemli evraklarını filan emanet edecekler. onları da mı kaybedeceksin?
- anne o kağıdın üstünde sadece ilaç ismi yazıyordu. sen de ben de biliyoruz ilacın adını. niye panik yaptın ki bu kadar?
- oldu. nüfus cüzdanını kaybettiğinde de adama dersin artık, kaybettim olsun yenisini çıkartırız zaten üstündeki her şeyi biliyordunuz diye.
- ayh. tamam anne. evet anne. haklısın anne. benden avukat olmaz. müvekkilerimin hayatını karartırım. o yüzden akademisyen oliyim ben.
- yine geldik oraya ya. banka avukatı ol?
- sendika avukatı olayım?
- git kağıdı bul git yürü.
^^
- soljenitsin ölmüş.
- o kim?
- bilmiyor musun?
- hayır.
- hukukta birinci sınıfı bitirdin ya.
^^
- koskoca kız oldun hala bunları mı izliyorsun?
- yaşla ne alakası var ki?
- hukuk fakültesi öğrencisi de bunları izlerse..
- bunlar dediğin tom ve jerry be.
- sonuçta çizgi film.
^^
- ha, hasu, benan var.
- benan kim?
- o da bi arkadaşımız.
- ne okuyor?
- hukuk
- tamam kal o zaman.
al çarp yere ya..
**
ya bu ışık denen hatırla sevgili sakini işkence gördükten sonra bile güzel kalabiliyor ya daha bir şey demiyorum..
**
rica ediyorum benle konuşurken samimi olun bak.. öyle soğuk soğuk yazacaksanız, konuşacaksınız hiç yazmayın konuşmayın daha iyi. karaciğerden midir nedir pek bi asabi alıngan ve paranoyak oldum. etenşın.
**
karaciğer cephesinde de yeni gelişmeler var.. hadi hayırlısı.
**
why so serious? geliyorum bebeeğeem.
beyaz perdenin şükrettiren gölgesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
beyaz perdenin şükrettiren gölgesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
5 Ağustos 2008 Salı
vasi
yayında ve yapımda emeği geçenler
beyaz perdenin şükrettiren gölgesi,
bütün terazi burcu erkekleri dengesizdir,
eşşeğin boku,
her şeyin başı sağlık
2 Ağustos 2008 Cumartesi
quando? tonight! where? our house!


şöyle ki, okan bayülgen'in girebileceği en iyi formdur bu form. gözlüksüz hali tabi ki. zira güneş gözlüğü dünya'nın en gereksiz şeyleri listesinde başı çekebilir. neyse, yakın vadede okan beyden yeni bir program dışında saçını sakalını biraz daha uzatmasını istiyoruz.
**
sıfır ile dokuz arasındaki (dokuz dahil) her rakam bir sayısıdır ; lakin her sayı bir rakam değildir. tutup 47 için rakam demeyin. ilkokula geri dönmeyelim yoksa ''okuduğumuzu anladık mı?''lara, ahmet buhan psikopatına ve zihinden problemler zırvalarına da dönmek zorunda kalırız ki bu da '80 darbesinin ülke içinde yarattığı ''50 yıl geriye gitme'' durumunu sil baştan yaşatır mazallah. kulağını çek, tahtaya vur.
**
lisede hangi alanı seçmiş olursak olalım biliyoruz ki ''yunus balığı'' diye bir şey yok. neden? çünkü bu sevimli yaratıklar balık değil, memeli. evet. bir açıköğretim biyoloji dersinde daha görüşmek dileğiyle, esenlikle..
**
'' rock on broadway '' e gitmek istiyorum.. geçen sene de rock müzikalleri'ne gitmek istemiştim ama gidememiştim malesef. bu sene de gidemeyeceğim kuvvetle muhtemel fransızca yüzünden. 14 ağustos'taki kursa gitmesem, cuma cumartesi pazar istanbul'da kalsam, pazartesi akşam binsem, salı sabah burda olsam, uyusam, öğleden sonra da kursa gitsem.. konser fonu parası tüm bunları karşılayamaz tabi. otbüs bileti parası var bi de bunun. ayrıca saat 9'da harbiye'de başlayacak konserden nasıl dönmeyi düşünüyorsun canım? diye de sormak istiyorum kendime. gerçi ben geceyarısı travis konserinden beşiktaş'a tek gidip, o iğrenç yokuşu ve salak dolamaçları geçip mario'nun prensesin şatosuna gidişi gibi gitmiştim eve ama o süre zarfında yaşadığım yusuf yusufu hatırlayıp kendimi gaza getirmemeliyim. doğan duru, pamela ve fadik atasoy üçlüsünü düşündükçe gaza geliyorum tekrar ama üçün birini alacağım yine artık. kısmet tabi.
ben gidemiyorum sen git, al;
**
ağlarken ve kusarken (bile) de güzel olabilen kadınlara acayip imreniyorum bilok!
**
- özleye özleye kavuştuk birbirimize..
**
antep burması denen bir şey var insanda ne aşk acısı, ne adet sancısı, ne kist, ne karaciğer ne özlem, ne dert, ne bir şey bırakıyor.. allah'ım mucizevi bir lezzet. inanılmaz bir tad. yemeden ölünmemesi gereken bir şey. kesinlikle.
**
15 ağustos'ta harbiye'de duman çıkıyormuş, 75 yetale lan fiyatlar. şaka gibi. hey yavrum hey, 15 yetale vermeyi çok bulup gitmediğimiz günleri de bilirim ben.. şimdi istanbul'da 35 yetale'den aşağı çıkmıyor duman da 75 yetale de çok be canım. valla verilmez. ben travis'e verdim o parayı. üstüne mor ve ötesi ve sakin izledim. bi de bisürü adam gördüm üstüne bonus. ohoo..
**
sabah çok alakasız bir yerde artık bulmaktan ümidimi kestiğim yüzüğümü buldum. derken üstüne bi de şahane bir şarkı buldum klasörde. hemen paylaşıyorum;
I'll light the fire, while you place the flowers In the vase that you bought today. Staring at the fire for hours and hours, While I listen to you play your love songs All night long for me, only for me. Our house, is a very, very, very fine house. With two cats in the yard, Life used to be so hard, Now everything is easy 'cause of you. Come to me now, and rest your head for just five minutes, Everything is done. Such a cozy room, the windows are illuminated By the evening sunshine through them, Fiery gems for you, only for you. Our house, is a very, very, very fine house. With two cats in the yard, Life used to be so hard, Now everything is easy 'cause of you.
çogüzel şarkı ya. sözlere bak. sabahtan beri ninni niyetine dinliyorum.
**
saba tümer ayşe arman'a röportaj vermiş. al oku. benim şahsen bütün fikirlerim değişti. ne diyeceğimi bilemedim.
**
biri bana great expectations filmini alsın.
**
blonde redhead'e saygı gecesi düzenliycem.
**
iki süper şarkıyı birleştirmek sureyitlen hayatımı özetliyorum;
- quando?
- tonight!
**
an itibariyle bir kez daha anlamış bulunuyorum ki 5 dakkada değişir bütün işler..
yayında ve yapımda emeği geçenler
beyaz perdenin şükrettiren gölgesi,
bütün terazi burcu erkekleri dengesizdir,
eşşeğin boku,
kaybolursam şarkı söyle,
le G.,
sonsuzluk ve bir gün
30 Temmuz 2008 Çarşamba
müstehaktır, evet. hıhı.
dün gece bi romantik komedi izledim, ne romantik bi şey buldum içinde (hıı ondan ağladın mal gibi) ne de komik. film iki saate yakın sürdü, tebessüm ettiğimi bile hatırlamıyorum. filmden beklediklerimin onda birini bile alamadım. bir cümle hariç.
'' arada fiziksel temas olmadan da bir kadın bir erkeği büyüleyebilir.. ''
ayrıca romantik komedi dediğimiz filmlerde mutlu son vardır. kadınla adam bi sürü kötü şey yaşar, ayrı kalır, sonra kavuştak yapar ve sonsuza dek mutlu yaşarlar. bunda adam gitti başka kadınla evlendi, üstelik pislik herif nikah kıyılırken o unutamadığı kadını anlattı mikrofondan davetlilere. gerizekalı çocuk bırakıp gitsene kadına. anlat güzelce nikah masasında bıraktığına da git işte ötekine. o da orda zırlak zırlak bekliyor kucağında çocuğuyla. yok ama serde bi salaklık olduğu için evlendi tabi mal o kadınla. hıh, şimdi hem o mutsuz hem de kadın. hem de diğer kadın. allam ya. böyle adam, böyle romantik komedi mi olur!?
*
akepe (ak parti değil canım, akepe) kapatılmadı. bu 99. entarim. 100. entarimi buna ayırıcam. ya da bi sonrakini. anayasa <3
*
yasemin mori bende stüdyoya kapanıp çıkmama isteği uyandırıyor.
*
^ and you can't change the way she feels but you could put your arms around her ^
*
ateve ekranlarında yeni bir dizi başlıyormuş, adı ''talih kuşu''. tanıtımlarda şöyle bir cümle geçiyor.
'' aklın bittiği yerde iki şey başlar; biri talih diğeri aşk.. ''
pek sevgili ateve insanları soruyorum, benim aklım başımdan gideli çok oluyor ama yerine ne talih geliyor ne de aşk.. napmalıyım? noğlur yardımcı olun memedali bey!
*
gün geçmiyor ki bu narin beden hastane koridorlarını arşınlamaktan biiiitap düşmesin.. aynı hastane yolunu bir gün içinde 4 kere teperek kendi rekorumu da kırmış bulunuyorum gün itibariyle.. tebrik ediyorum kendimi. 28.2 mm'lik çatlamış halde bulunan fliküler kistimin iyi mi kötü mü olduğunu tespit edemedikleri gibi bir de karaciğer çıkardılar başıma.. hepatit a'dan siroz'a uzanan geniş bir liste var önümde. bugün hiç yoktan 2 tüp daha kan verdim, yarın sabahın köründe teee öbür tarafa gidip makus kaderimle yüzleşeceğim. annem geçen sene bana yanlışlıkla verilen ilacın karaciğerimi olumsuz etkilediğini düşünüyor. düşününce o'na hak vermekten başka bir şey yapamıyorum çünkü na bu 17.5 yıllık hayatımda daha bi fırt sigara içmedim, alkol dediğin şey zati tadımlık. e? havuç filan da yerim ben bolca, gözler 5.5 olduktan sonra neye yarayacaksa allaan meyvesinden mucize ummak.. öyle işte. karaciğer dışında yine aynı şeyleri duyduk, sabahın köründe kalkmamız o iğrenç hastane kokusunu içimizde hissetmemiz ve bi de üstüne para bayılmamız da tuz biber oldu. '' ablacım sende bir şey var, ama bu sonuçlardan ne olduğu anlaşılmıyor.. yani bakıyoruz, bak gel sen de bak, görüyor musun? şu değerler olması gereken aralık. senin bu değerlerin normal değil. ama bazı değerlerin çok normal. şüphelendiğimiz bulgulara kesinlik kazandırmamıza engel oluyor bu sonuçlar. biz bir kan testi daha alalım, bakalım karaciğere. oradan bi sonuca varalım. tamam mı ablacım? aslında sağlıklısın.. bi şeyin yok gibi.'' gibi mi? gibi nedir ya.. aman çok da fi-fi yani. esas rencide edici nokta şu tahlil sonuçlarının üstünde '' müstehaktır '' yazıyor. şimdi ben bu hastanelerden boş yere mi nefret ediyorum? bence çok haklıyım. esas onlara müstehak be. hıh.
*
^ and i love the thought of coming home to you even if i know we can't make it... ^
*
o değil de ben bu hastane işlerini tek bi adam mutlu olsun diye göze aldım. bu işlere bi o'nun için razı oldum. bu adam benim kistimi biliyor mu? biliyor. bugün bu kistin sonucunun ne olacağının söyleneceğini biliyor mu? biliyor. doktorun test sonuçlarını açıklayacağını biliyor mu? biliyor. e peki o zaman ben bu adamın hangi cehennemde olduğunu niye bilmiyorum? adamın da sanki çok umrundaydı senin test sonuçların.. mal. gittiğinle bi halt öğrenemeden geldiğinle yine kaldın işte bu bilgisayarın önünde böyle. valla müstehak sana. beyinsiz.
*
- barıştıktan sonra söylenebilecek en ağır söz
- meğer alışmışım ben sensizliğe.. hiç barışmasak da olurmuş.
*
canım deli gibi kumru istiyor.. ben niye o kumruyu burada yiyim ki? gider izmir'de yer gelirim. bi koşu. hatta bi hafta sonra alkol ve makyaj yasağım da kalkıyor. (parlak kornea sen nelere kadirsin!) o zaman bunu kordon'da kutlarım da bi güzel. kafamız da güzel olur. belki biz de güzel oluruz? orasını kimse bilemeez.. allah büyük. amin.
*
yarın allah'ın izniyle bi kına aliyim de artık bi kızıl olayım..
*
laik, elit, kemalist, troçkist, leninst, muhafazakar, stalinst olmak gibi özelliklerim vardı benim, bugün birileri benim gibiler bir şey daha demiş; ''laik ateist agnostik aczmendi musveddeleri'' . evet ben de ne eksik diye düşünüyordum.. şimdi tam bir orta yolcu oldum, mutluyum! töbe ya. (bu töbe ateist kimliğime zarar veriyor gibi ama nolacak canım, aa..)
*
şeyi fark ettim ben mesela bu yazıya saat 9 gibi filan başladım diyelim, ama bak şuan saat 23.25 hala yazıp yollayamadım, ama yollama saati olarak 9 gibiyi gösteriyor. 23.25'i göstermeyecek yani şimdi yollasam. çosaçma.
*
'' ben güzelim kadınlar berbat! ''
*
bugün otbüste de duydum, sözlükte de okudum, bizzat kendim için de duydum.. vedat özdemiroğlu tandansı yakalamak istiyorum vee ''azalmasın, direk bitsin!'' diyorum birilerine ''ama yani senin gibi seven.. zor..'' demeyin! size ne lan? ona ne? bana ne? bi halta mı yarıyor sanki.. bak zorla karaciğerimin değerlerini yükseltiyorsunuz, ayıp. yok ayıp değildi. müstehaktı. evet.
'' arada fiziksel temas olmadan da bir kadın bir erkeği büyüleyebilir.. ''
ayrıca romantik komedi dediğimiz filmlerde mutlu son vardır. kadınla adam bi sürü kötü şey yaşar, ayrı kalır, sonra kavuştak yapar ve sonsuza dek mutlu yaşarlar. bunda adam gitti başka kadınla evlendi, üstelik pislik herif nikah kıyılırken o unutamadığı kadını anlattı mikrofondan davetlilere. gerizekalı çocuk bırakıp gitsene kadına. anlat güzelce nikah masasında bıraktığına da git işte ötekine. o da orda zırlak zırlak bekliyor kucağında çocuğuyla. yok ama serde bi salaklık olduğu için evlendi tabi mal o kadınla. hıh, şimdi hem o mutsuz hem de kadın. hem de diğer kadın. allam ya. böyle adam, böyle romantik komedi mi olur!?
*
akepe (ak parti değil canım, akepe) kapatılmadı. bu 99. entarim. 100. entarimi buna ayırıcam. ya da bi sonrakini. anayasa <3
*
yasemin mori bende stüdyoya kapanıp çıkmama isteği uyandırıyor.
*
^ and you can't change the way she feels but you could put your arms around her ^
*
ateve ekranlarında yeni bir dizi başlıyormuş, adı ''talih kuşu''. tanıtımlarda şöyle bir cümle geçiyor.
'' aklın bittiği yerde iki şey başlar; biri talih diğeri aşk.. ''
pek sevgili ateve insanları soruyorum, benim aklım başımdan gideli çok oluyor ama yerine ne talih geliyor ne de aşk.. napmalıyım? noğlur yardımcı olun memedali bey!
*
gün geçmiyor ki bu narin beden hastane koridorlarını arşınlamaktan biiiitap düşmesin.. aynı hastane yolunu bir gün içinde 4 kere teperek kendi rekorumu da kırmış bulunuyorum gün itibariyle.. tebrik ediyorum kendimi. 28.2 mm'lik çatlamış halde bulunan fliküler kistimin iyi mi kötü mü olduğunu tespit edemedikleri gibi bir de karaciğer çıkardılar başıma.. hepatit a'dan siroz'a uzanan geniş bir liste var önümde. bugün hiç yoktan 2 tüp daha kan verdim, yarın sabahın köründe teee öbür tarafa gidip makus kaderimle yüzleşeceğim. annem geçen sene bana yanlışlıkla verilen ilacın karaciğerimi olumsuz etkilediğini düşünüyor. düşününce o'na hak vermekten başka bir şey yapamıyorum çünkü na bu 17.5 yıllık hayatımda daha bi fırt sigara içmedim, alkol dediğin şey zati tadımlık. e? havuç filan da yerim ben bolca, gözler 5.5 olduktan sonra neye yarayacaksa allaan meyvesinden mucize ummak.. öyle işte. karaciğer dışında yine aynı şeyleri duyduk, sabahın köründe kalkmamız o iğrenç hastane kokusunu içimizde hissetmemiz ve bi de üstüne para bayılmamız da tuz biber oldu. '' ablacım sende bir şey var, ama bu sonuçlardan ne olduğu anlaşılmıyor.. yani bakıyoruz, bak gel sen de bak, görüyor musun? şu değerler olması gereken aralık. senin bu değerlerin normal değil. ama bazı değerlerin çok normal. şüphelendiğimiz bulgulara kesinlik kazandırmamıza engel oluyor bu sonuçlar. biz bir kan testi daha alalım, bakalım karaciğere. oradan bi sonuca varalım. tamam mı ablacım? aslında sağlıklısın.. bi şeyin yok gibi.'' gibi mi? gibi nedir ya.. aman çok da fi-fi yani. esas rencide edici nokta şu tahlil sonuçlarının üstünde '' müstehaktır '' yazıyor. şimdi ben bu hastanelerden boş yere mi nefret ediyorum? bence çok haklıyım. esas onlara müstehak be. hıh.
*
^ and i love the thought of coming home to you even if i know we can't make it... ^
*
o değil de ben bu hastane işlerini tek bi adam mutlu olsun diye göze aldım. bu işlere bi o'nun için razı oldum. bu adam benim kistimi biliyor mu? biliyor. bugün bu kistin sonucunun ne olacağının söyleneceğini biliyor mu? biliyor. doktorun test sonuçlarını açıklayacağını biliyor mu? biliyor. e peki o zaman ben bu adamın hangi cehennemde olduğunu niye bilmiyorum? adamın da sanki çok umrundaydı senin test sonuçların.. mal. gittiğinle bi halt öğrenemeden geldiğinle yine kaldın işte bu bilgisayarın önünde böyle. valla müstehak sana. beyinsiz.
*
- barıştıktan sonra söylenebilecek en ağır söz
- meğer alışmışım ben sensizliğe.. hiç barışmasak da olurmuş.
*
canım deli gibi kumru istiyor.. ben niye o kumruyu burada yiyim ki? gider izmir'de yer gelirim. bi koşu. hatta bi hafta sonra alkol ve makyaj yasağım da kalkıyor. (parlak kornea sen nelere kadirsin!) o zaman bunu kordon'da kutlarım da bi güzel. kafamız da güzel olur. belki biz de güzel oluruz? orasını kimse bilemeez.. allah büyük. amin.
*
yarın allah'ın izniyle bi kına aliyim de artık bi kızıl olayım..
*
laik, elit, kemalist, troçkist, leninst, muhafazakar, stalinst olmak gibi özelliklerim vardı benim, bugün birileri benim gibiler bir şey daha demiş; ''laik ateist agnostik aczmendi musveddeleri'' . evet ben de ne eksik diye düşünüyordum.. şimdi tam bir orta yolcu oldum, mutluyum! töbe ya. (bu töbe ateist kimliğime zarar veriyor gibi ama nolacak canım, aa..)
*
şeyi fark ettim ben mesela bu yazıya saat 9 gibi filan başladım diyelim, ama bak şuan saat 23.25 hala yazıp yollayamadım, ama yollama saati olarak 9 gibiyi gösteriyor. 23.25'i göstermeyecek yani şimdi yollasam. çosaçma.
*
'' ben güzelim kadınlar berbat! ''
*
bugün otbüste de duydum, sözlükte de okudum, bizzat kendim için de duydum.. vedat özdemiroğlu tandansı yakalamak istiyorum vee ''azalmasın, direk bitsin!'' diyorum birilerine ''ama yani senin gibi seven.. zor..'' demeyin! size ne lan? ona ne? bana ne? bi halta mı yarıyor sanki.. bak zorla karaciğerimin değerlerini yükseltiyorsunuz, ayıp. yok ayıp değildi. müstehaktı. evet.
yayında ve yapımda emeği geçenler
beyaz perdenin şükrettiren gölgesi,
bütün terazi burcu erkekleri dengesizdir,
her şeyin başı sağlık,
kudra,
üstün norm aşkın dal
19 Temmuz 2008 Cumartesi
mışmışmuşmüş
başrollerini okan bayülgen ve meltem cumbul'un paylaşacağı, yönetmenliğini ezel akay'ın yapacağı öncesi - esnası ve sonrasıyla tamamen 17 ağustos 1999 depremini anlatacak bir film çekilecekmiş. sponsoru da kocaeli belediyesi olacakmış. filmin adının ''her şeyin bittiği yer'' olacağı tahmin ediliyormuş.
http://memurdostu.blogspot.com/2008/05/okan-bayulgen-ve-meltem-cumbul-marmara.html
^
benzini bittiği için suçluları yakalamayan polis arabasının atası ''devrim''in filmi çekiliyormuş. adı da ''devrim arabaları'' olacakmış. halit ergenç, uğur polat, ali düşenkalkar, onur ünsal gibi isimler yer alacakmış filmde. çekimler başlamış ve daha 3 hafta sürecekmiş. 24 ekimde de bi aksilik olmazsa vizyona girecekmiş. bu süre içinde sıpaansırlardan doğuş grubu'nun biyerinde ''devrim arabaları sergisi'' yapılacakmış.
http://www.msnbcntv.com.tr/news/435714.asp
http://memurdostu.blogspot.com/2008/05/okan-bayulgen-ve-meltem-cumbul-marmara.html
^
benzini bittiği için suçluları yakalamayan polis arabasının atası ''devrim''in filmi çekiliyormuş. adı da ''devrim arabaları'' olacakmış. halit ergenç, uğur polat, ali düşenkalkar, onur ünsal gibi isimler yer alacakmış filmde. çekimler başlamış ve daha 3 hafta sürecekmiş. 24 ekimde de bi aksilik olmazsa vizyona girecekmiş. bu süre içinde sıpaansırlardan doğuş grubu'nun biyerinde ''devrim arabaları sergisi'' yapılacakmış.
http://www.msnbcntv.com.tr/news/435714.asp
yayında ve yapımda emeği geçenler
beyaz perdenin şükrettiren gölgesi,
devrim,
yurttan ve dünyadan haberler
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)