17 Nisan 2008 Perşembe

zamanın yarası

tez zamanda çok şey olur bazen.
bazen böyle birden bire yaralanıveririz. ama her yara iyileşir. eninde sonunda kabuk bağlar. üstünü kapatır. gözlerden saklanır.
çünkü hiçbir yara görülmek istemez. (*)

bazen, ne yaparsan yap, olmaz. herkesin '' zaman, her şeyin ilacıdır. '' dediği bir dönemde zaman adeta senin aleyhine işliyor gibidir. yani sen öyle sanırsın. sanmak istersin. bu dönemlerde o yarayı kapatmaya hazır olmadığın içindir. bu, gidenin geri geleceğine olan inancını koruduğun içindir. sen gidenin, geleceğine inandıkça tutmaz kabuk, sürekli kanar. çünkü sen sürekli kanatırsın yüreğini. kanı gözyaşıyla temizleyebileceğini düşünürsün. oysa, temizlemeye yetmez gözyaşı kanı. tendürdiyot gerekir. tendürdiyot, acıyla alır acını. yakar. gidenin yaktığı gibi. yıkar, tendürdiyot kiri. gidenin seni yıktığı gibi.

bir gün, bir an duruşu gibi, anlarsın yaptıkların kaybetmemek için gidenin yüzündeki anlık tebessümü. anlarsın, biter her şey. anlarsın, giden gelmeyecek. anlarsın, o seni hiç anlamadı. bunu anladığın an biter her şey.

aşk, roma hukukundaki ayni akitler gibidir. anlaşmak yetmez. rıza göstermek gerekir. kişilerin karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanlarıdır gerekli olan. işte bu yüzden, platonik aşk, aşk değildir. belki bir masumiyet -fotoğraflarda eskiyip solacak-, belki bir saflık. ama aşk değil.

romalılar der ki '' hiçkimse hakkından fazlasına sahip olamaz. hakkından fazlasını devredemez. '' aşk da böyledir. sen hakkından fazlasını alamazsın. genellikle rıza gösterdiğin de budur. sen hak ettiğinin altında değer görmeye rıza gösterirsin. çünkü senin anlaşman -önce kendinle- onu her koşulda hayatında istemektir.

yine roma hukuku'nun klasik döneminde herkes bütün kusurlarından sorumlu tutulur. (omnis culpa) kişi burada kendisinden beklenen özeni ve dikkati göstermediği için sorumludur. en hafif ihmalinden bile. aşkta da böyledir. sen, kendinden beklenen dikkat ve özeni gösterdiğin halde, karşındakinin beklentilerine cevap veremediğin için sorum(n)lu olursun.

bu kadar uzak bir yere gelip, hayalkırıklığı aramaya değer miydi? (*)

dedim ya, sen çiziyorsun kaderini. baştan anlaşıyorsun her şeyiyle. kabulleniyorsun. rıza öyle bir sözcük ki, kabul onun yanından bile geçemez. kabul'de tamam anlamı var, rıza'da ise gönül. rıza, önemli bir sözcük. etkili.

unutmak göz temizliğidir. her bahar yapılmalıdır. unutmazsak yaşayamayız. unutmazsak, yaşatmayız. (*)

bahar temizliği gibi yapılmalı unutmak. dipköşe. dibe vura vura dip olduğun günlere, aklının köşelerine kadar nüfuz eden o gidene inat. akdin emredici niteliğine aykırı teşkil etmeyecek şekilde. tek başına ayakların üzerinde durabildiğini kendine ispatlayana kadar, yıkılsa bile kainat.

ben başka bir dünyanın imla kuralıyım der ece temelkuran. ben başka bir dünyanın noktalama işaretiyim.

inatla devam etmek isterken bir şeye delicesine, aşkın önünde saygıyla eğilip bükülmüşken bir virgül gibi.. giden henüz gitmeden kaldırıyor beni, tutuyor ellerimi. böyle olmaz, devam edemeyiz derken gitmeye hazırlanan buluyorum kendimi bir ünlem gibi. ısrarla yalvarıyorum gururumu ayaklar altına alırcasına, gözleri önünde hayranlıkla eriyip bitmişken iki nokta gibi.. giden henüz gitmeden kaldırıyor beni, tutuyor ellerimi. kalk, bitti, buraya kadarmış derken gitmeye hazır kişi çoktan gitmiş buluyorum üzerinde emanet duran gözümü bir nokta gibi.

ya hafızayı hatıralardan uzaklaştırmak lazımdı, ya da hatıraları ait oldukları zamandan. aksi takdirde acıtırdı geçmiş, boş yere yaralardı insanı. (*)

bazen, ne yaparsan yap, olmaz. herkesin '' zaman, her şeyin ilacıdır. '' dediği bir dönemde zaman adeta senin aleyhine işliyor gibidir. yani sen öyle sanırsın. sanmak istersin. bu dönemlerde o yarayı kapatmaya hazır olmadığın içindir. bu, gidenin geri geleceğine olan inancını koruduğun içindir. sen gidenin, geleceğine inandıkça tutmaz kabuk, sürekli kanar. çünkü sen sürekli kanatırsın yüreğini. kanı gözyaşıyla temizleyebileceğini düşünürsün. oysa, temizlemeye yetmez gözyaşı kanı. tendürdiyot gerekir. tendürdiyot, acıyla alır acını. yakar. gidenin yaktığı gibi. yıkar, tendürdiyot kiri. gidenin seni yıktığı gibi.

kimse, sakın bahsetmesin yalnızlığın kekremsi tadından.

ölüverme diye sen, gidiyorum ben.

hamiş: (*) kısımlar elif şafak'a aittir.

1 yorum:

Unknown dedi ki...

Anlatım bozukluklarıyla dolu bir yazı.Yazım kuralları da dikkate alınmamış.Üzerinde titizlikle çalışılırsa dil kurallarına uydurulabilir.Bu hususta yazara yardımcı olabilirim.