nazlıcım, burayı okumuyorsun ama bu aralar başına bir şey gelirse bil ki benim nazarım değmiştir tatlım.**
- ''bayan'' akademisyenler daha kaprisli oluyor.
bayan sensin, yazık ki bu zekayla eleştirdiğin ve asla olamayacağın o akademisyenin profesörlük tezi de sana girsin!
**
erasmus'un staj programları açılmış.
**
isviçre'de almanca konuşuluyormuş tanrım, içime kapanmak istiyorum. kapandım.
**
limonataya nane konulmaz bebeyim.
**
gittim, gördüm, beğenmekten öte bayıldım geldim. ledger'cımın zamansızca aramızdan ayrılmasından değil bu denli beğenmem. zira bu insan evladından ve o'nun hakkın rahmetine kavuşmasından bihaner insanlar bile bu mükemmel oyunculuktan fazlasıyla etkilenirdi. batman'i canlandıran amcanın oyunculuğu da gayet iyiydi, özellikle kendi kendine dikiş attığı ve ilerleyen sahnelerde kuçu kuçuları kollarından defettiği sahnelerde. orada dünyayı kurtaran kadın kıvamında dolanan teyzeyle ilgili ise hiçbir şey demiyorum. çünkü karakter olarak tiksindim kendisinden. hayır tamam, meslektaşım. çat çat konuşuyor, davaları alıyor, kazanıyor, şahane giyiniyor, erkekleri kendine hayran bırakıyor ama bu kadar da aleni aldatılmaz ki birileri arkadaşım. sarışın olmasına rağmen sevilebilecek bir savcı var karşında. adam ölüyor senin aşkından. senin yüzünden ''kötü adam'' bile oluyor, ölürken hala adını sayıklıyor. daha napsın bu adam sana? sen git hayır de adamın teklifine. tamam hayır dedin anlayış gösterdim diyelim. o zaman niye gittin batman'e o mektubu yazdın? niye batman'e ''bir gün olursa seninle olur'' dedin hı? batman'e niye ümit verdin? niye gidip savcının yatağında yatarken batmanle uyanmanın hayalini kurdun? madem batman'i seviyordun niye savcıya ümit verdin? işin kötüsü sen ümitten başka şeyler de verdin o savcıya.. öyle güzel güzel giyinip mahkeme salonunda arz-ı endam eylemekle olmuyor bu işler şekerim. o zaman geberip giderken de batman diye bağırsaydın savcı yerine. neyse. filmde kullanılan, yok edilen, baştan var edilen, tasarlanan her şey şahaneydi. yanarım yanarım o lamborjininin mahvoluşuna yanarım. ama esas beni bitiren nokta batman'in joker'in attığı kurşunlu duvarı kesip evinin (ev deme çarpılırsın) garajında kurşunun üzerindeki parmak izini bulduğu sahneydi. alfred -ki kendimi gördüm kendisinde, senin mektubu yakıp yok ettiğin ellerini öperim ben amca- denen zat-ı şahane de süperdi. tekrar joker'e dönecek olursak.. kendisi müthiş bir performans sergilemiş. savcının yüzünü de gördüğümüz o sahnede şa-ha-ne saçları ve çarpık bacaklarıyla hayatımın görüntülerinden birini verdi. joker o bacaklar ve saçlarla gelsin, ben o'nunla aynı habitatı zevkle paylaşırım. ah çocuk.. her ölüm erken ölüm de seninki pek bi erken olmuş yavrum ya.
**
''ellerle aldattın beni'' ne salak bi söz. kimle aldatacaktı? sonuçta senden başka herkes yabancı herkes el. ha tabi diyorsan ki ''gitti en yakın arkadaşımla aldattı'' o zaman benim de söyleyecek sözüm var tabi. hem de çok fazla. keşke olmasaydı ama di mi? di.
**
demin kanal 24'ü ararken şovtivi'de faik bilmemkime rastgeldim. elini safiye'nin koluna koymuş, ''bu kadın benim en büyük servetim, ben safiye'yi kaybetsem bütün servetimi kaybederim'' dedi. çok saygı duydum.
**
- seni göremiyorum!
- görülecek ne kaldı ki?
bakmayı bilmiyorsan kız napsın?
**
erkekler ve hatta kadınlar da beyazı pantolonda tercih etmesin.. yani bana ne tabi de.
**
" Şimdi aramızda noksan olan şeyin ne olduğunu biliyorum!" dedi. " Bu eksik sana değil, bana ait... Bende inanmak noksanmış... Beni bu kadar çok sevdiğine bir türlü inanamadığım için, sana aşık olmadığımı zannediyormuşum... Bunu şimdi anlıyorum. Demek ki, insanlar benden inanmak kabiliyetini almışlar... - sabahattin ali.
**
şahane bir bilok buldum. hemen yan tarafa ilave edeceğim sevgili bilokçum.
**
kendimi yılmaz özdil ve ayşe özyılmazel karışımı bir ''şey'' gibi hissediyorum.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder