30 Mart 2008 Pazar

(ç)alıntı

dün akşamdan beri saçma sapan bir nedenden ötürü telefonum susmak bilmiyor.

dide'm (bkz: ironikkevase.blogspot.com) in blogundan da okunabileceği gibi ortada bir düşünce hırsızlığı var.

olaya basit açıdan yaklaşalım, birinin düşündüğü şeyi düşünmek çok normaldir. birinin fikirlerini beğenmek ve onları unutmamak için bir yerlere yazmak çok normaldir. birinin beğendiğin fikirlerini dost meclislerinde dile getirmek çok normaldir.

olaya olması gerektiği açıdan yaklaşalım, birinin düşündüğü şeyi kendin düşünmüş gibi göstermek normallik değildir. birinin fikirlerini yazarken kendi fikirlerinmiş gibi yazmak normallik değildir. birinin beğendiğin fikirlerini dost meclislerinde dile getirirken kendi düşüncenmiş gibi sunamk normallik değildir.

burası sanal bir ortamdır, burada yazılan yazıların çalınıp çoğaltılması dağıtılması internetin gelişimiyle önemli bir sorun haline gelmiş, hatta hukukun bile bir konusunu oluşturmaya başlamıştır.

doğal hukuk görüşünün benimsendiği zamanları yazıyor olsaydık, fikir hırsızlığı bir ahlaksızlık olduğundan, hukukun buna bağlayacağı yaptırım da pek ağır olurdu. lakin pozitivist hukuk girince devreye durumlar değişiyor.

hayatını sadece yazarak güzelleştirebilen insanlar için yazmak kutsaldır. yazmak bir dinse, kelimeler kutsal kitaplardır. yazan kişi kendi dininin peygamberi olur bir anda. kendi dünyasının yaratıcısı. ve bu yazıları paylaşırken amacı gönlünü hoş tutmak değildir. elif şafak'ın da dediği gibi yazar bencil olur, bir taraftan yazdıkları takdir edilsin ister. elbette ben de böyle isterim, yazdıklarım beğenilsin, insanları etkilesin, klişe belki ama bende kendilerinde olan bir şeyi bulsunlar. ama o bulduklarını benden koparıp kendi malları yapmasınlar.

bir hayat kolay yaşanmıyor. bir acı kolay çekilmiyor. bir sözcük, kolay yazılmıyor.

bir sözcüğün yerine oturması için, anlam kazanması, altının dolması için çok fazla acıyla ve deneyimle beslenmesi gerekiyor.

sen bütün bu cefaları çekerken, kızın biri gelip senin yazılarını araklar, birilerinin hayatını kendi hayatı gibi yaşar ve bunu insanlara göstermeye çalışır üstelik tüm bunları yaparken bir çelişki yumağı haline gelip konuştukça- yazdıkça- çaldıkça- batarsa ve sen bunlardan sadece bir telefonla haberdar olabilir ve hiçbir şey yapamazsan, o yaşanmışlıklar gider hesabını sorar bunun.

bu hiç adil değil.. hem de hiç.

hamiş : gerekli detaylı bilgi için ; bkz: http://www.ironikkevase.blogspot.com/

: http://nerdengeldinsen.blogspot.com

özelnot: fidel isminin önemi, ece temelkuran'dan gelmedi hiç. o hiç gelmeyene, gelmeyecek olana yakılan bir ağıttı benim için 2 sene boyunca. tüm sanallığına rağmen hayatımdaki en gerçek şeydi. hayatımdaki her şey kirletilebilir, iğrenç oyunlara, kokuşmuş kirli ağızlara, pis ellere alet edilebilir.

ama fidel'den uzak durun.

çünkü o benim hem geçmişim, hem geleceğim.

hem ailem hem de vatanım artık.

Hiç yorum yok: