sen s ile başlayan dostum, kardeşim, sevgilim. /yazdan kalma bir günden.
yazın son demleriydi karşılaştığımızda.. oysa bizim fokurdatacak çok nargilemiz vardı karşılıklı dumanında boğulacağımız.. baştan kabullenmiştik o dumanda soluksuz kalmayı.. bir gün elma çayı içerken fark etmiştik elmali nargile kokusunun hafızama kazındığını.. gülmüştün.. o gülümseyişe dokunup, beni bu gamzeye gömsünler demiştim.. başının yastığa bıraktığı çukuru alıp da gitme olur mu demiştin.. oysa yoktu aramızda hiçbir şey.. içim erimişti.. aradan yil geçti, hala hatırlarım.. o yıla gömülü bir ölü var artık.. burak güven niye ölür insan bile bile dediğinde bilmiyorduk o zaman cevabın bile bile sevmek olduğunu. .o zaman değer vermenin günah olduğunu da bilmiyorduk.. sadece biz vardık.. yeşil elmanın iki yarısı.. en tuzlusundan..
^^şıpsevdi kızın yıllardır aradığıydı yarısı zaten.. şıp diye buluvermişti o'nu gördüğünde.. emindi artık.. dünyada vardı böyle bir şey.. ama uzaktaydı.. okyanuslar girmemişti belki araya ama 939 kilometre de azımsanamazdı.. her türlü zorluğa evet demişlerdi, zor yakalanıyordu böyle bir şans.. kız çok ama çok sevmişti.. babasından sonra en sevdiği erkekti o.. hiç böyle olmamıştı daha önce.. erkek ise tecrübeliydi.. kızla tanışmadan önce ilk aşkını yaşamıştı.. yaralıydı.. kız zaten sorunsuz tiplere uzaktı..mıknatıs gibiydi, çekiveriyordu dertlileri hemen.. yarasına kabuk olmak istedi oğlanın.. oldu da.. zamanla kabuk fazla geldi yaraya.. deri taşımaz oldu.. o ilk aşk da sürekli tuz basıyordu yaraya.. bir gün yara sahibi dayanamadı oynadı yarayla.. koparıp attı derisinden.. yara tekrar kanadı..tekrar kabuk bağladı sonra.. kız bir söz duymuştu hemen gidip sevdiceğine yetiştirdi.. "soyulur muydu hayatın kabuğu yoksa bütün vitamini kabuğunda mıydı? " çocuk duraksadı birden.. vitamini kabukta dedi sonra.. o zaman umursamamıştı kız bu cevabı.. sonra düşündü de çok kabuk değiştirmişlerdi zamanla.. o zaman vitamin kabukta değildi.. erkeğin kırılmaz duvarları vardı.. kızın da yıkılmaz tabuları.. kız çok zaman sonra fark edecekti o duvarın üzerinden ''ciieee'' bile diyemediğini.. küçücük bir delik açmıştı çocuk duvara arada kendini gösterirdi buradan.. kız yalnızca oradaydı.. sanki evcilik oynayan çocuklardı.. kız her şeyi kendisinin yönettiğini sanır ama tümüyle yönetilen olurdu.. bir de sağda solda demokrasiden bahsederdi.. yalnızca bir kapatmaydı işte.. erkeğin içindeki boşluğu kapatan bir sıva..kabullenmişti ama o.. yaranın bir gün koparılacağını bile bile kabullenmişti bunu.. o duvarın ardından ne savaşabildi onunla ne de bir papatya verebildi o'na.. toplumun deli diye dışladığı birinden çok şey öğrenmişti kız.. mesela çok mutlu olmanın çok mutsuz olma riskini almaya değeceğini.. dünyada çok az insanın yakaladığı bir şansı yakalamıştı o.. erkeğin ne dediği önemli değildi.. an'ı yaşamak ve çok mutlu olmak istiyordu.. oldu da bir süre.. erkeğin uğurlu sayısı kıza uğursuz gelmişti fakat.. 8.ayın sonunda bambaşka iki insan olmuştu o bir kişi.. bir'lerdi çünkü ikisi de yarımdı.. tamamlıyorlardı birbirlerini.. tıpkı erkeğin kızın hayatındaki boşlukları tamamladığı gibi.. kızın hayatı bir yap-bozdu.. erkek ise o yap-bozun en güzel parçası.. aylar geçti derken.. kavga bile edemez oldular.. paylaşmıyorlardı artık hayatı.. kızın doğum gününde o sürprüzşinast adamdan eser yoktu.. istanbul'dan vazgeçememişti çocuk.. kıza tercih etmişti o şehri.. bir kuru mesajla geçiştirivermişti.. sonrası hep kavga.. kız biliyordu ileride bu kavgaları bile özleyeceğini.. tadını çkarıyordu.. erkek ise onun canını çkartmayı tercih ediyordu.. her gün kanatıyordu kızı.. ama her şeyden önce dostlardı ikisi.. saatlerce durmadan konuşabilirlerdi.. çoğu zaman konu erkek ve erkeğin işleri olsa da.. anlamak, anlaşılmak, anlatabilmekti ikisinin de birbirlerinde en çok sevdikleri.. o en çok sevilenler bile geride kalıyordu bir bir.. erkek kızı ''geçmişe bağlandın..bugünü yaşamıyorsun'' diye suçluyordu.. kız anlamasını beklemiyordu.. erkek kızı hiçbir zaman kızın o'nu sevdiği gibi sevmemişti.. kız artık duvarların gerisinde olduğunu çok daha iyi biliyordu.. karar vermesi gerekiyordu.. gecelerde ağlayarak verdi kararını.. ya o duvardan geçecekti çizgifilmlerdeki gibi.. ya da yar'dan.. ara verelim dediler önce.. kız bunun anlamının ''selametle canım'' olduğunu biliyordu.. bunu da kabul etti.. sabah 7, gece 2 konuşan iki insan 12 gün boyunca konuşmadı.. kız bittiğini biliyordu.. bu sefer kesin bitmişti.. erkek ise bir sürpriz aşamasındaydı.. bir gün bir maille uyandı kız kabustan.. yeniden denemeye karar verdiler.. olacak gibiydi.. canla başla çalışıyorlardı.. sonra yeniden dip.. erkek ''aramızdaki şey ne olursa olsun sen farklısın, her şeyden önce biz dostuz.. hiç küsemeyiz.. söz ver bana.. nolursa olsun tanıştığımız günü ve doğum günümlerimizi hep kutlayalım.. hiç unutulmayalım'' demişti.. kızın canına minneti.. çocuğu unutsa o kediyi unutamazdı zaten.. oğlanın dünyalar tatlısı bir miyavı vardı.. tanışmalarına da o vesile olmuştu.. kız sevmezdi o güne dek kedileri.. ama o kedi..^^
tuzla buz olduk şimdi.. aramızda yüzyıllık zaman.. yüzyıllık yol.. oysa bizim yeşil elmamız aynı daldan düşmüştü.. yerçekimini bulmamıştık belki, hamamdan elimizde tasla çıkmamıştık belki ama bulmuştuk işte diğer yarımızı.. dünya yerçekimini bilmeden de geçerdi belki ama sensiz..ıı..şeey..düşünmem lazım.. buldum! hayır.. aslaa!! belki o kedi gibi kaç tel bıyığım var bilmiyorum ama sensiz kaç gün oldu çok iyi biliyorum.. bana sensiz geçen günleri saydırabilen matematik bıyıklarını da saydırabilse keşke o kediye.. benim çatlaklı bir kabuğum vardı vakti zamanında.. sen o kabuğu çatlatmadan girdin içeri.. kapalı tohumlardık belki elma ağacının yanındaki kozalaklarda.. aynı daldan düşmeden önce.. ben şimdi ne mi yapıyorum? şimdi gözlerime ağlamayı öğrettim ben.. akan o yaşlarım, utangaç boynunun kolyesi olsun.. oldu bile belki.. bu da benim sana ayrılırken hediyem olsun.. amaa dur.. biz ayrılamayız ki.. söz vermiştin.. belki yıl dönümümüzü kutlamadın ama bir gün gelecek bekliyorum.. boynuna akıttığım damlalarla yaptığın kolye, başıma seviyor sevmiyor diye kopardığın papatyaların kolyesi olacak, biliyorum.. nankördür bencildir diye hor gördüğüm o kedilerin, bizi tanıştırdığı gibi kavuşturmasını istiyorum şimdi de.. bu dünyada olamayız belki.. ama kutuplarda bir gün..
ikimizin de kedi olduğu bir hayatta görüşürüz..
12 Mayıs 2008 Pazartesi
ikimizin de kedi olduğu bir hayatta..
yayında ve yapımda emeği geçenler
beni sevdin,
bir yaraya kabuk olmak,
bütün kadınların kafası karışıktır,
ödünç aldığım tüm erkeklere
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder