25 Mayıs 2008 Pazar

into the wild

tamamen afişi yüzünden hakkında hiçbir bilgi olmadan alınıp izlenen bir film olduğunda bünyedeki tahribatı daha da arttıran bir film.
===
--`spoiler`--bir kere daha siftah eddie vedder ile yapılıyor. o sesi duyduktan sonrası kayıp, film 148 dakika mı yarım saat mi anlaşılmıyor. chris'in (alex yani) sergilediği olağanüstü irade, her şeyden bile bile vazgeçişi, kız kardeşinin sesiyle hayat bulmuş sözcükler, her an her yerde her koşulda kitap okuma aşkı, hayatta kalmak için gösterdiği muazzam azim, tanıdığı her insana kendini sevdirişi ve onların hayatında bir iz -ama kalıcı bir iz- bırakışı, aklını kullanmayı elinin tersiyle itişi, cesareti, şefkati, gözleri, her koşulda beyaz ve sağlam kalmayı başaran dişleri, her gördüğünü uygulayabilecek zekası ve elbecerisi, elleri..
chris'te kendi çocuğunu gören dünyalar tatlısı hippi anne, o dünyalar tatlısı hippi kadını dünyalar kadar seven hafiften oburix'i andıran o sevimli adam, kaçak işler yüzünden hapse girmeden önce chris'e buğday biçmeyi öğreten ''herif'', kano yaparkenki kopenhaglı çift, doğduğu yıldan bir sene çıkarıp aslında olmak istediği yaşta olabilecekken üst üste birkaç hata yapan 16 yaşındaki güzel, şarkısı ve sesi etkileyici kız, kendini orduya adadığı sırada çocuğunu ve eşini bir trafik kazasında kaybeden ve chris'e hayatının dersini veren poposunun üstünde oturmayan inatçı ihtiyar...
çekimlerin enfesliği, doğanın albenisi, insana gelen deli cesareti, toplumla alay ediş(ler)i, kitaplardan yapılan alıntıların öğreticiliği, hayvanların kullanılışı, günbatımı sahneleri, kuşların dansı, gökyüzünün renkleri, hippi karavanlarının şahaneliği, -belirtmeye gerek var mı?- şarkıların her sahneye cuk diye oturuşu, eddie vedder'in sesi, şarkı sözlerinin kusursuzluğu, eddie vedder'in nefes alıp verişleri..--`spoiler`--
===
===
--`spoiler`--onu nereye gittiğini bilmemeye katlanacak kadar çok sevdiğimi biliyordu--`spoiler`--
===
her şeyiyle kusursuzdu..

Hiç yorum yok: