-bu ne?
-sana aldım.
-ne yazıyor ki burada? kapağı ne güzelmiş, çok beğendim.
-demek ki hala seviyorsun maviyi. ben değişti sanıyordum.
-değişmedi. değişmedim.
-gitmek zorunda mısın? bu çok az oldu.. bu kadar zaman geçmişken hem de.
-seni çok özlüyorum.
-gitme benimle kal. lütfen.
-bu sana. bizim oraların en yaşlı ağacı. içinden onlarca ağaç çıkmış.
-hayatımda gördüğüm en güzel şey.
-benimki karşımda duruyor.
110 sevmem pek. ama dün bütün gece kafamda tek bir şey çalıyordu; ''özledim seni bugün sebep yokken.. hala ilk günkü gibi aklımdasın. özledim seni.'' biliyorum bu şebnem'in dediği gibi ''seni son kez özledim''lerden değil. devamı gelecek. artık seyrek de olsa, gelecek. gelecek dedim de hala gelmiyor oluşu ne enteresan di mi chavez?
film zevkine hiç güvenmediğim halde yurttan bir kızdan film aldım bugün, kefaret adı. takılmanın bir anlamı yok. mektup var bu filmde. mek-tup. özlem var. hani şu hissedebilmek için sevdiğin kişiyi selpak fillerinin suyu içine hapsettiği gibi hapsetmen gereken. deniz var. bir gidip bir gelmemek var. kavuşma ümidiyle gidip, ölmek var.
''hikaye kaldığı yerden devam edebilir. seni bulacak, sevecek, seninle evlenecek ve başımı önüme eğmeden yaşayacağım. denizin kokusunu alıyorum.'' diyen bir adam var. beni umutlara salan bir adam. kulağımdaki dün geceden beri susmak bilmeyen şarkıyı yarıda kesip yüreğimin tam ortasındaki o kan tarlası gelincik şafağını aydınlatan bir şarkı var artık. ekmek çalmadan doyurabilmek, soytarılık etmeden güldürebilmek gibi mülteci isteklerim oldu biliyorsun.
kimi iktisatçılar ''bedava bir şey yoktur, biz bedava olduğunu sandığımız şeyler için bile bir şeyler ödemişizdir'' der. eyvallah, biliyoruz artık karşılıksız bi s.kim olmadığını (al işte, oraya nokta koydum da küfür birden zerafet timsali bir sözcük mü oldu? yok. okuyan onun küfür olduğunu anlamadı mı? yok. ee, daha ne demeye koydum onu oraya?) ama işte mülteci istek diyorum ya hep. bazı şeylerin bedeli bu kadar ağır olmamalı. üstelik ortada o bedeli ödeyen tek kişi varsa. ödemeye razı mı demeliydim? artık ne desem boş, anlamsız.
bugün burada cumartesi. ben hiç görmediğim o suçlar bakışlarını, hiç duymadığım geveze susuşlarını ama en çok da aynalardan kaçarken özlenmeyi bekleyen kendimi özledim.
o kadın aynı ben gibi, ağlamaklı kaybetmiş sevdiğini.. o adam aynı sen gibi gururundan terk etmiş sevdiğini. ama hani, olur yaa.. bir ihtimal. aklına gelirsem. ben buradayım. yemin verdim ki üstelik bu sefer eskisi gibi olacağım. and içerim ki aynı sıcaklıkta olacağım geri geldiğinde. beni unutmuş gibi yaptığın zamanlara rağmen..
savrulup gitmek varmış, ayrı yörüngelerde!
1 Haziran 2008 Pazar
kefaret - çalınmış bir hayatın bedeli
yayında ve yapımda emeği geçenler
beni sevdin,
bir yaraya kabuk olmak,
bütün kadınların kafası karışıktır,
fideL,
ödünç aldığım tüm erkeklere
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
3 yorum:
bu aynı yerde kalmak mıdır? hiç gitmemiş olmak mıdır? Nedir?
"bir ihtimal. aklına gelirsem. ben buradayım. yemin verdim ki üstelik bu sefer eskisi gibi olacağım. and içerim ki aynı sıcaklıkta olacağım geri geldiğinde. beni unutmuş gibi yaptığın zamanlara rağmen.."
cok güçlüsün.
tuğçe: bu nedir biliyor musun, aslında hiçbir şey. aylardır beklediğim haberin bir gün hiç ummadığım bir kişiden gelmesi ve o haberin de sonuçsuz çıkması üzerine yazılmış bir ''hiçbir'' şey.
üstteki diyalogvari yazılar tamamen birkaç gün üstüste rüyada görülmüş ''hiçbir'' şeyler. alttaki yazılarsa filmi izlerken aklıma gelen şarkılardan oluşan bir ''hiçbir'' şey.
dandandiriktir ama en azından zaman öldürür diye aldığım bir filmin bende beklemediğim yan etkilere yol açmasıdır, dinlemeye korktuğum şarkıların yeniden aklıma düşmesidir, aylardır bir arpa boyu yol alamadığımı anlamamdır. yani kısaca ne gidebilmek ne kalabilmektir.
hiçbir şeydir.
Yorum Gönder