tutunduğum dallar birbir başıma düşmeye başladı. ben sanıyordum ki fidel bir gün evlenirse o kadın olurum. şimdi okuyorum, herhangi bir kadın bile olabilir. aleni bozuluyorum. ama fidel evlenmez ki. çocuk da sevmez o. ama her şeyin yolunda gittiği birisini bulursa evlenecek. böyle bir ihtimal var mı sahi? bir insanın bir başkasıyla her şeyi yoluna koyması, her şeyin yolunda gitmesi.. böyle bir ihtimal varsa ''biz'' diye bir ihtimal de olanaklıdır demektir. ama yok..
''sen beni değil beni sevmeyi seviyorsun'' dediğinde katıldım sana. ben sevmeyi seviyorum, sevilmediğim için bununla idare ediyorum. sevmediği için o, ben o'nun yerine de seviyorum. öyle olunca ''sevgili yap da sana kompliman yapsın'' diyemiyorum kolayca. mutlu ol da diyemiyorum. ben o aşık olduğun kadın gibi, annen gibi, korumak istiyorum seni herkesten, her şeyden.. dünya'nın tüm pisliklerinden. en sıçtığın anda aklına geleyim istiyorum. çok istedim başını çevirdiğinde yanında olmayı, dizime başını düiürüp yatmanı ama gelemedim. yapamadım. olmadı. öseseye hazırlanan genç bir insana zarar vermek istemediğin için göremedin ne kadar uğraştığımı, ama biliyordun. benden büyük olman bunlara engel olmamalı fidel. değil mi? bu işte, yani yaş konusunda da benim bir suçum yok. babam biraz daha az benzeseydi sana, annem biraz daha az bekleseydi babamı belki de yaşıt olacaktık, ama o da olmadı.
ben gerçekten isterdim sana yaranabilmeyi.. dediklerimle, yaptıklarımla, yazdıklarımla, olmayan devrimciliğimin olağanca ateşiyle, başıma değil kafama taktığım türbanla, olduklarımla, kendimle mutlu edebilmeyi seni.. tüm dertlerini elektrik süpürgesi gibi içime çekip onlardan arınmanı.. aramıyorsun ama ''olur ya'' bir gün ihtiyaç duyarsın diye o huzuru sana getirmeyi.. anlatmadığın hayallerine ortak olabilmeyi.. o hayalleri ''gerçeğe'' dönüştürecek gücü yakalamayı.. kaygısına şimdiden düştüğün geleceği bulutlardan arındırabilmeyi.. bir uluslar'cının da hayatta pekçok ''iyi'' yere gelebileceğini gösterebilmeyi.. iki kitap yazma arasında hayatı yakalayabilmeyi.. akademik kalıp kadro bulunmadığında ''resepsiyonist'' olarak çalışmanı.. makbuş ve mumculeyi evlendirebilmeyi.. hiçbirini yapamazsam, ''yapamadıklarımın sorumlusu sensin'' diyip her şeyi başına kakabilmeyi.. ama en çok da o aşık olduğun kadın gibi, annen gibi, seni iğrenç olan şu her şeyden koruyabilmeyi isterdim. ''gerçekten''.
dün bizimkilerin yanında iki - üç kez ''fidel'' dedim de kimse yadırgamadı. sanki ''fidel'' diye biri var, benan'ın bir şeyi (kapı gibi arkadaşım var işte! daha ne olsun?) sanki. sanki herkes tanımış, sevmiş. hazal sanki alışmış duruma, ''salak tekrar etmezse unutur'' diyor fransızca'dan açılınca konu. hasu tercihlerini söylerken ''araştırdı işte ''fidel'' orası iyi değilmiş'' diyor. yağız beni bırakırken normalde sanki her gün soruyormuş gibi -töbee- soruyor ''fidel'' nasıl diye. otobüste semih arıyor, kızıyor ''niye aramıyorsun merak ettim, ''fidel'' napıyor?'' diye. dide heyecanlı mesajlarının arasında kendi durumunu da anlamak, ümitlenebilmek ve en önemlisi güvenebilmek için ''şükür ki o ''fidel'' değil'' diyor. annem sabaha kadar internette kalmama gözüm için korktuğunu söyleyerek karşı çıkıyor, ''fidel'' yüzünden değil. babam eve yaklaşırken attığım mesajların ulaşacağı adresten haberli ve bir şans verilmesi gerektiğini savunuyor. ankara'ya yatay gemem konusunda uzaklıktan canı yanmış kuzenim ''fidel''İ kullanıyor. ben bu ''saatli ve sınırlı'' sohbetlerden son derece hoşnutum. geçenlerde cihan ''bu yaz çabuk geçmeli, bitmeli'' dediğinde bencilce istemedim bu yazın bitmesini. ben bunun bitmesini istemiyorum. şuan yukarıda saydığım şeyler dışında fransızca'yı o'nu öğrenmeye başlamadan önceki kadar sevebilmek, kimsenin hayatına karışmadan, kimseyi hayatıma karıştırmadan bu yazı yaşamak ve yazı yazmak istiyorum. eğer gerçekten ilk ve son kez ''biz'' olacaksak, bu yazıları kimse görmesin istiyorum bir de. [ canım okuyucu, sen okuma burayı, delidir yazar. ]
ben kaderi duayla yenemeyeceğini çoktan öğrenmiş biri olarak, yanılmak istiyorum hazal su, seyit, kübra ve nazım'ın istanbul'a gelmeleri için deli gibi dua ederken. bu sefer her şeyin tersine döneceğine ve aslında anormal olmasına rağmen normalmiş gibi sıradanlaştırdığımız şeylerin artık normale döneceğine inanıyorum. diğer yanım (yarım değil) başka şehirdeyken ancak çok sevdiğim yanlarımın yanımda olmasıyla tam olabilirim, sevebilirim o şehri. istanbul ancak o zaman güzel olabilir.
ben bugün umutluyum... gerçekten.
bozulmasın, noğlur..
25 Temmuz 2008 Cuma
yine o'na ne güzel seslendileeer..
yayında ve yapımda emeği geçenler
bütün kadınların kafası karışıktır,
bütün terazi burcu erkekleri dengesizdir,
fideL
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder