geçmiş günlerin anısına..
- bugün çok güzel bir gün geçirdim.. seninle. teşekkür ederim.
- ya ben? hayatımın en güzel günüydü. keşke hiç gitmek zorunda kalmasan da hep böyle günlerimiz olsa..
- a, bak şurdaki yıldızı görüyor musun?
- hangisini?
- parmağımın ucundakini. en parlak olanı.
- aa evet gördüm şimdi. nolmuş ona?
- benim odamın penceresinden her gece görünen tek bir yıldız var.. bu da senin yıldızın olsun. sen de her gece o yıldıza bak. böylece biz her gün bugünü hatırlarız ve bugünkü kadar mutlu oluruz.
- (ağlamaya başlanır, evet, çok bile duruldu)
- saat 9'u geçmiş. kızar mı sizinkiler?
- hımff hımff, biliyorlar seninle olduğumu.. bir şey demezler.
- iyi peki.
( ''ağlayan kız susturulmalı'' operasyonu kapsamında sarılınır. o sırada baba çıkar apartmandan, bakkaldan bir şey alacağı tutmuştur. benim ''eşhedü''lerim, onların şaşırtıcı derecede 40 yıllık arkadaş muhabbetleri arasında bitti gitti işte o gün.. )
o gün biz son kez buluştuk, o gün son kez çok mutlu olduk. sonra da bi daha bir şey olamadık zaten. ama ben sana söz vermiştim, hiçbir 31 temmuzu unutmayacağıma, bi yerlerde bir şekilde anacağıma dair.. şuan da bu sözü tutuyorum. tanışmamızın ve hayatımızda bir şeylerin değişmesinin 3. yılını da böylece geride bırakıyoruz..
939 kilometreye.. selam olsun.
*
beni ''çakmak'' üzerine yazmaya sevk eden, çok uzun zaman sonra ''ruh ikizi'' kavramına yeniden inandıran, şarkılarıyla ufkumu genişleten, hayatımıza cem gibi bir insanın ''saç''larını ve ''devrimci''liğini (!) sokan, canımı ciğerimi ''hazal''ımı bu kadar mutlu edebilen, müstakbelim yiğit'in doğma günüsünü de buradan kutluyorum.. kutlamasam da taslakta kalırdı.
*
3.
*
içinde silah (sesi) geçen şarkılarla kendimi öldürmek istiyorum. benim intihara meylim vallahi dertten..
*
buraya yazıyorum ki unutmayayım, yağız seni bulduğum yerde evire çevire dövücem. ağzına saç sokucam. allah'ım ya.. bi insan ödemeli aramayla bunca zaman sonra uyuyabilmişken uyandırılmamalı bence.. yani insaniyet namına.
*
açık seçik sizle oynamadı arkadaşım.. yanılmasın yabancılar ya da kendine yabancılaşanlar diye dedim. neşesi de yetmiyor artık ayrıca.
*
hastaneye giderken düşündüm yolda.. birine ''seni seviyorum'' demek aslında ne kolay bi şey. ne sıradan. bir insan birinin yüzüne bakmadan ona kolaylıkla yalan söyleyebilir. misal ben, hergün birkaç kişiye istemediğim ve inanmadığım pekçok şey söylüyorum. kolay bunu yapmak. zor olan inandırmayı başarabilmek. aslında onlar da inanmıyor benim dediklerime, mış gibi yapıyorlar. ben onların inandıklarını düşünerek kendimi aldatıyorum onlar mış gibi yaparak kendilerini aldatıyorlar. sürekli bir aldatma ve aldanma hali içindeyiz. ben sadece bunu bilinçli olarak yapıyorum.. aldanmayı en azından.
*
yasemin mori - bırak bu rock n roll u!
*
akepeyle ilgili bir şey yazacağım demiştim, evet yazıyorum; karardan memnunum. en iyisi oldu. daha iyisi de olabilirdi. beklediğim ve istediğim bir karardı. mutluyum. konuştum, bitti.
*
sabahın köründe gittim ben gene doktora.. ilk defa bu kadar çok bekledim. ilk defa bu kadar sıkıldım. ve resmen ilk defa bu kadar tutuştum. çünkü kist mist neyse de karaciğer boru değil arkadaşım! bildiğin bir organ.. olmazsa, yetmezse, az kalırsa çok gelirse herbir durumunda bi bokluk arz ediyor ve sen tutuşuyorsun haliyle. neyse.. doktorumu değiştirmişler çünkü teyze tatile gitmiş. kendisiyle siftahı ''ama en önemli tahlilini vermemişler.. şimdi ben sana bir tahlil daha yazıyorum, bunu yaptırıp geliyorsun bu öğlen. bugün seni mutlaka görmem lazım. '' böyle yaptık. sonra yine güzel şeyler söylemedi. 10-40 ve 60 arasında değişen değerlerin bende 650 ve 2bin küsür olduğunu bana dehşet verici şekilde anlattı ve beni kan tahliline yolladı. gastro bilmemneye gittim. orası zaten ayrı bi işkenceydi çünkü sekreter hanım burnundan kıl aldırmıyordu adeta. neyse. gastrodan önce kan vermeye gittim. kolumda damarlarımın ince olması sebebiyle randıman alamamalarından mütevellit iki delik daha açıldı, iki tüp daha kan verdim. sonra aç olduğum için küçük çapta bi göz kararması ve bayılmatrak benzeri bir şey geçirdim, heyecan yaptım. allah'ım hayatımda ilk defa bayılayazdım, onu da beceremedim. o sırada annem geldi dünya'yı kurtaran kadın formatında. gastrobilmemnereye gittik. iki saat de orada sıra bekledik. işte o sırada beni depresyona sürükleyen konuşma gerçekleşti;
- senin mi bu?
- evet, benim kızım.
- allah bağışlasın. benim yiğene benziyor. benim yiğen bunun sarışını.
- hıı.
- benimki de bunun gibi tombiş, şeker tatlı bi şey böyle.
işte bunca zaman ''bu'' olmaya katlanan ben bu son vurucu sözden ve damarlarımda artık gezemeyen kansızlığımdan sonra olaya müdahale etmeden duramadım tabi ve ''ben bu değilim''den ''tatlı sensin sarışın da senin yiğenin''e uzanan bi yelpazeyle kadını olay mahalinden kaçırdım. çok da rahatladım. annemin gözlerindeki ''bu kız kesin evde kaldı'' bakışını da bi an olsun görmezden geldim daha mutlu oldum. neyse derken adım çağrıldı gastrobilmemne odası gittim. çocukken geçirmediğim hiçbir hastalık olmadığına neredeyse üzüldüm bile diyebilirim. tabi ki bu doktor da bende bir sorun olduğunu ama buna bir ad koyamadığını ve çok şaşırdığını söyledi. nedense ben hiç şaşırmadım. zira artık aksini duyarsam şaşıracak hale geldim. ya şuan bir enfeksiyon geçirdiğime ya da kalıcı bir karaciğer rahatsızlığımın olduğuna kanaat getirdi ve tatile gideceği için 8 ağustosa randevu verdi. randevu tabi ki ultrasondan başlayan, kanla süslenen ve midenin kameraya çekilmesiyle son bulan birtakım şahane proceleri içeriyor. valla hamile kalsam bu kadar sık girmezdim ultrasona. ağzımdan kasırgalar alsın!
bu işin en ve belki de tek iyi tarafı hastane dönüşleri kendime istediğim şeyi alabilmem.. misal dün canım çucuukluğumun şekeri ''pez'' istemişti ondan almıştım, bugün de simit istedi simit aldım. çocuklar gibi şenim yani anlayacağın bilok.
*
bu da böyle bir 100. entariydi.. biz yedik allah arttırsın, sofrayı kuran kaldırsın!
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
2 yorum:
ebet iyi ki doğmuş...
sen de iyi ki doğmuşsun tombiş(:
sana yurt günlerimizden şahane bir tekerlemeyle cevap vermek istiyorum beeebeeem ;
''sana burdan bi korum, bi de kamuran akkor''
Yorum Gönder