4 Haziran 2008 Çarşamba

bugün daha önce hiç yapmadığım bir şeyi yapıcam. bak başladım bile. bir sürü anlatım bozukluğu ve noktalama hatası yapıyordum ben zaten ezelden beri, bugün onları umursamıycam. klavyemin ''c''si çalışmıyor. kendimi parçalıyorum. bugün var ya, ben çok değişicem. mesela bu satırları yazarken (sen bu satırları okurken ben çoktan gitmiş olmıycam. çünkü benim gitmek gibi bir şansım yok. çünkü bizim -mülkiyet hırsızlıktır!- hiç bize ait olmayan, olamamış olan o tek göz az biraz ışık alan evimizde o işlere hep sen bakarsın. eve hep sen iş getirirsin. biz hiç başbaşa kalamayız. çünkü senin içinde senden başka biri daha vardır. bizi asla yalnız bırakmayan, benim sevmediğim ''fidel'' diyemediğim, sarılamadığım, çay içemediğim, kedi sevemediğim, doğmamış ve asla doğmayacak çocuklarım(ız)a isim veremediğim, good-bye lenin'i izlemek yerine eternal sunshine'ı izleyemediğim.. sen bu satırları okurken) ben artık ağlamıyor olucam.

çünkü ben anladım. bugün bi kere daha anladım. sana demiştim. ben küfretmeyi seviyorum. hatta en sevdiğim küfür de ''siktiriboktan''. hele hızlı söyleyince. ben buıgün anladım ki ben dünya'nın en siktiriboktan işiyle uğraşıyorum. sana yeminler ediyorum mesela, niye ki? ben hani laik bir elitim ya sana göre, senin inanmadığın bi şeye, yemin etmem laikliğe aykırı di mi? şu an içimde deli gibi saçmalama arzusu var. ben o krediyi kullanıyorum. bugün sınavda da çıktı, kredi kartı nedir? ayrıca sana bi şi diyim mi, marks'ın bi sikim bildiği yok. engels var ya yüze bine zilyona katlar marks'ı. adam 21 tane dil biliyor be! boru mu? mintaksla canım mintakslaaaaaa. ahaha bak bugün noldu, şimdi biz bugün taksimdeydik taam mı, alışveriş yapıyorduk pasajların birinde, sonra birden algıda seçiciliğim çok kuvvetli ya benim, ''işçiyiz haklıyız kazanacağız'' diye bağıran bir grup ''azınlık'' ve o azınlığa nerede yaşadıklarını hatırlatmaya çalışan bir grup ''çoğunluk'' kolluk kuvveti gördüm, düştüm peşlerine. bi kısmısı ayakkabılarını çıkartmış, bi kısmısı pankartları döşemiş. bağırdık onlarla. sol yumruğuma artık söz geçiremiyorum. bence bu seni ilgilendirmiyor. şu an zaman kaybediyorsun. şu an beni kaybediyorsun fidel. ah pardon, gerçek fidel beni kaybetmezdi diğ mi? sen.. sen.. ımm, bilemiyorum. tekila çok güzel bir şey. pahalı ama güzel. mojito var bi de. o da enfes. cardinal melon var, o daha bi şahane. smirnoff da güzel. kafam da güzel. aaa öyle bi grup var ha, kafa bi dünya diye. sen dinlemezsin öyle şeyler. sen grup yorum dinle. bence marks'ın dili çok ağır. bizim bi hoca var zeynel dinler, onun gibi. bizim başka bi hoca var, ona göre asgari ücret kaldırılmalı. bence kanun manun bunlar boş işler. o kadar kitabın arasına gömülüp bi bok olamamak var. misal, anayasanın frizbi niyetine ordan oraya savrulduğu sözde hukuk devletinde hukuk okusan nolur okumasan nolur allaasen? mallık. senin yaptığın daha kötü. siyaset bilimi. hahahaayt yesinler. hıhı evet.

o değil de şey. allah benim belamı versin. eğer varsa, topumuzun belasını versin. bakale, kıyamet gelse de kopsak! off. içimdeki saçmalama arzusu yerini ağlamaya bıraktı. başıma güneş geçmiş olabilir. ben bugün iktisat sınavına girdim. 2 çarşaf kağıdını da doldurdum. ben seviyorum iktisatı. bi şe diycem, marks var ya, galiba birazcık salak. ayrıca lenin de çok iyi. lenin marks'ı okumuş anlamış. özetlemiş her şeyi. çok güzel yazıyor. bugün imza gösterisi olsa giderim. bavulda yığınla kitabı var. engels çok şirin. babam olsun. babalar günü geliyor. ne alıcam babama? gerçi bunlar kapitalizmin tuzakları ama neyse. engels 2 kere evlenmiş biliyo musun, üstelik diğer eşi sanırım ilk eşinin kardeşi. çok değişik. ama yine de marks'tan iyidir. engels'in hiç çucuuu olmamış, hep marks'ınkileri sevmiş. yaşar kemal'in nazım hikmet'e gönderdiği bi mektup var, ''vera yengeye sor'' diyor. bu da çok tatlı. nazım hikmet vatan hainliğine devam ediyor. bi de şey, seni düşündüm ellerim yüzümdeydi. ben ağlamıyorum. hayır. iyiyim. evet. laylalaylalay ben güneş sen ay. o zaman şey, olmadı bi de miami yaparım, gördüğün gibi çok unutkanım! sen bilmezsin bu şarkıları. sen ilkay akkayayla evlen tamam mı? sonra gel bana, bir gün eğer biriyle evlenirsem bu sen olucaksın de. bunları yap tamam mı? çogüzel şeyler bunlar bence. sence de öyle ki devamlı yapmışsın vakt-i zamanında. her şeyin geçmişte kalması çok güzel bence. çünkü önümde güzel bir gelecek var benim. hiç gelmeyen. içinde deniz'in olmadığı. biranın tadı çok kötü. göbek yapıyor. kilo aldım ha ben. hem de çok. yakında türkiye'yi sumo güreşlerinde temsil raddesine gelebilirim. sana göre bu sorun değil. ama bana göre sorun. bana göre süt, onlara göre çikolata. babam böyle pasta yapmayı nerden öğrenmiş? bence o kızın babasının sevgilisi var. ben o kızın annesi olsam öyle adamı yalnız komazdım. gerçi o hikayedeki mal ben olsaydım benim sevgilimi yalnız bırakmama gerek olmadan o beni bırakırdı, di mi chavez?

lan oğlum var ya, canım acıyor olabilir ha. çok ama. ama ben güçlüyüm. öyle olmak zorundayım. değilsem bile öyle göstermek zorundayım. ben artık mış gibi yapmayı hayat felsefem edinmeliyim. taksim çogüzeldi. deniz var ha istanbul'da, ankara'da yok. biliyosun diğ mi? bence bil. bilmiyorsan beni arayabilirsin. ben anlatırım sana. ben hep anlatırım sana. hiç susmam. ama dinlerim de. sen ara beni bak. valla. ağlamıycam bu sefer. susarım. sen konuşursun hep. dinlerim. yemin etmiyorum, söz veriyorum. deniz'in ölüsünü öpüyüm ki bak.
fidel, ben seninle bi şarkımız olsun istemiştim de sen yaşar kurt'tan martı'yı diyivermiştin ya o anda. ben sevmedim ha o şarkıyı. tamam eyvallah güzel de, yok yani. olmadı o bizim için. ben mesela ikimiz de seviyoruz diye duman'dan beeeniiim derdiiim seninleeeeyi uygun bulmuştum bize. sonra sen onu yanıbaşımdan'a çevirdin. son hali de ne biliyo musun? fidel, haberin yok ama ben ölüyorum. bizi zaman yeniyor ama anılar sadece bana kalıyor fidel, nasıl iş bu? yo hayır, ben iyi değilim! olmak zorunda da değilim! şu an bağıra bağıra vega söylemek istiyorum. deli gibi kıskandığım ilkay akkaya'yı unutup, anıra anıra ahmet kaya söylemek istiyorum nefret etsem de yanında kadehler dolusu rakı içerek. midem bulanıyor, başım dönüyor. ama kesinlikle dünya tutmadı beni. ben kendi kendimi tutuyorum. tek engelim kendim. oysa isterdim ki engels de bir şeyim olsun. isterdim ki şu an ben senin hala bir şeyin olayım, hani diyor ya türkü aşık gibi sevmezsen kardeş gibi sev beni. öyle bir şey işte.

ben karar verdim. değişicem. ama önce biraz ağlamam lazım. kansız devrim olmaz diğ mi fidel?

3 yorum:

Adsız dedi ki...

Ölü ama ölü olduğu kadar canlı bir
ozana yazmışsın sanki.Ya da ilgisi
yok.İlk cümle Fidel adının
geçtiği tüm yazılar içindi.


ÖLÜ BİR OZANIN SEVGİLİ KARISINI

GÖRMEYE GİTMEK

'Kağıtlar, kitaplar

, dedi, nereye

elimi atsam.

Kiminde yarım kalmış, nasılsa

bitmiş bir şiir

Kiminde.

Hem her şey şiirlerde

değil miydi?

Bir gök şiirde ağar, bir sokak

şiirlerde

Gider gelirdi.

Böyle yaşayıp gidiyorduk.'

Sesi,

Sanki çok ötelerden gelirmiş gibi

Ezik, suskun odaları dolaştı durdu.

Masada açık duran bir kitabı

gösterdi sonra

Ölünün,

son kez elini sürdüğü

ve

kaldığı.

'Burada işte

oturmuş şu kitabı okuyordu,

Elinden kitabın düştüğünü gördük

sonra.

Hepsi bu.'

Böyle dedi,

yüzüne kapayıp

ellerini

Alınmış gibi bir bulutun yer

değiştirmesinden
-----------------------------

bi sandalye çek ve otur. dedi ki...

^ ölü ama ölü olduğu kadar canlı bir ozan ^

fidel ile ilgili yapılan sayısız benzetme içinden elle tutulabilir olan birkaç tanesinden biri. (nededimşimdiben)

pera'nın eski bir sokağı'nda deniz eskisi bir su birinkitisi. gök şiirde ağlar madem, göğe bakma durağı'nın olduğu bir sokaktayızdır mecburen.

-teşekkürederimpekçok.-

Adsız dedi ki...

'ben iyiyim'

gucsuzluk icinde guclu olmak, guclu gibi durabilmek ve giden'e yanibasimizdaymis gibi konusmak.

'ben iyi degilim'

cok icten, goz yasi dokmemek elde degil.